Nefsini Tut!

Son günlerde reklam panolarındaki bir reklam dikkatimi çekti. Aslında ilk gördüğümde yanlış okudum ve çok şaşırdım. Ne demek istiyordu, neyin tanıtımı olabilirdi gibi sorular karmaşası hızlıca dolandı durdu zihnimde. Şaşkınlığım, iki kelimede sayfalar yüklü söylemin pat diye karşıma çıkması bir yana neden ve nasıl her yerde yazdığıydı. Belki de bir hayırsever, bir öğüt sever böyle değişik bir yol denemişti, insanlara hatırlatmak için. Neden olmasın diye düşünürken “NEFSİNİ TUT” diye okuduğumun aslında “NEFESİNİ TUT” olduğunu fark ettim ve kocaman açılmış gözlerim yerini yüzümde hafif bir tebessüme bırakırken aklıma şu ayetler geldi:

 

Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.
Kaf Suresi 16

İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah’tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir…
Nisa Suresi 79

Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim çok affedici, çok esirgeyicidir.
Yusuf Suresi 53

 

Sonradan keşke dedim, keşke benim okuduğum gibi olsaydı. Hatta benzerlerini de görsek, örneğin “ŞÜKRET” … gibi.

Çünkü benim bile yelkovanıma tesir etti. Bile derken yanlış anlaşılmasın. Başı ucundan köşesinden secdeye değen, dostlarla sürekli benzer konularda muhabbet eden, ilgili diyelim.

Buna rağmen yeni duymuşum gibi, daha önce fark etmemişim gibi geldi. Bazen neyin, kimin, nasıl etki edeceği belli olmuyor. Yani “NEFSİNİ TUT” nefsime iyi geldi, belki benim gibi yanlış okuyan birileri olur ve onlara da iyi gelir.

Belki kötülük fısıldayan nefsini iyilikle, güzellikle susturan; belki trafikte öfkesini yutan; belki telefona sarılıp küs olduğu annesini, eşini, arkadaşını arayan; belki gıybet ederlerken bir anda sus pus olan; kim bilir belki de nefsini tutmanın, nefesini tutmaktan daha kolay olduğunu düşünen birileri…


About the Author
Author

ED

Comments (2)
  • Avatar

    Metin Nov 18 2012 - 16:08 Reply

    Selamlar.

    Yaşam sürecinde ahlak, onur, erdem, vicdan gibi beşeri manevi değrelerimizi korumalıyız.
    Dünyevi çıkarlar, menfaatler için bu değerlerimizi erozyona uğratmamalıyız.
    Bizi kötülüğe yönelten nefsimize (Nefsi Emmare) uymamalıyız.
    Kendimizi sorgulamaktan, eleştirmekten çekinmemeliyiz. (Nefsi Levvame) (Kıyamet-2)
    Yaşam süreci boyunca nefis mertebemizi, tekamül seviyemizi yükseltmeye, olgunlaştırmaya gayret etmeliyiz.

    “İnsanlardan öylesi de vardır ki, kendini Allah’ın rızasını-hoşnutluğunu kazanmaya adar.”(Bakara-207)

    İnsanın kendisinden hoşnut olması; kendi nefsi ile barışık olması, yaratılanları, hayatı sevmesi, mutlu olması, hamt ve şükür etmesi Yaratan’dan hoşnut olmasının ifadesidir. Ayni zamanda Yaratan’ın hoşnutluğunu da kazanması, nefsin-insan tekamülünün zirve noktasıdır. Tekamül etmiş nefse-insana melekler de saygı duyarlar. (Bakara-34) Yüce Yaratan Fecr suresi 27-30. ve Maide suresi 119. ayetlerinde onlara cenneti müjdeler. Bu ayetlerde nefsin üç sıfatı, niteliği belirtilmiştir.

    Mutmain: Tatmin olmuş huzura, mutluluğa ulaşmış nefs.
    Raziye : Allah’tan razı olan nefs.
    Marziye : Allah’ın razı olduğu nefs.

    “Ey huzur içinde olan-mutmain olmuş nefis.
    Dön Rabbine, sen O’dan, O’da senden hoşnut olarak!
    Benim iyi-seçkin kullarımla birlikte, gir cennetime..”

    İnşaallah mahşer günü hepimiz yüce Allah’ın bu çağrısına, lütfuna muhatap oluruz.

    Esenlik dileklerimle.

  • Avatar

    Enaniyet Nov 29 2012 - 15:01 Reply

    Ben beni unuttuğum zaman, sen beni unutma ya rab!

Leave a reply

Name (required)

Website