Neden “Sadece Kuran”? (Dördüncü ve son bölüm)

IV. Sonsöz

Hadise, siyere, sahabe biyografilerine, eski zaman ulemasının görüşlerine ayrılan mesai Kuran’ı anlamaya ayrılsaydı bugün çok daha aydınlık günlerde olurduk. Sünneti bile en yakın iki kaynaktan, yani Medine Sözleşmesi ve Medine Şehir Devleti Başkanı’nın diplomatik yazışmalarından araştırmamış, kim olduğu belirsiz adamların iddialarının peşinden gitmişiz. Peşinden gidilen gerçekten Sünnet olsa yine iyi! Sünnet diye ağızlara, kalemlere dolanan şey; sonsuz hayatımıza en küçük katkısı olmayacak, ayyuka çıkmış adaletsizliğe, zulme, kahra en küçük bir iyileşme getirmeyecek olan ipe sapa gelmez ayrıntılar. Müslüman’ım diyen on kişiye sorsak Fatiha’nın anlamını, onu da bırakın Rahman’ın anlamını söyleyemeyecektir. Ama sağ ayak, sakal gibi bir iki sözde Peygamber sünneti, bir iki uydurma hadis kulağına ilişmiştir.

İslam, din adamlarının elinde namaz, oruç, zekat ve hacca indirgeniyor. Oysa din, ahlaki değerler sistemidir. Kuran’ı okuyan bunu fark eder. Hayat bir sınavdan çok okul, yarış veya çaba olarak tanımlanmayı hak ediyor. Her gün bir şeyler kazanmamız, bir şeyler öğrenmemiz gerekiyor. Her Cuma hutbesinde hadis okunuyor. Henüz bir Cuma hutbesi duymadım ki, bir ayetin anlamı üzerinde düşünceler üretilsin, Kuran’dan cemaat dağılınca hayatında uygulayabileceği bir hüküm çıkarılsın. Bu durumdan rahatsız değilseniz ne mutlu size. Yolunuz açık olsun. Ben bu duruma üzüldüğüm için bunu yazıyorum.

Cumhurun gittiği yol, yani sünnet+mezhep+icma+ulema+cumhur+vs. yolu doğru yol ise, bu kadar insanın İslam’dan kaçması, İslam uluslarındaki kavga, adaletsizlik, haysiyetsizlik, yoksulluk, cehalet, kepazelik nasıl açıklanabilir? (karşılaştırın:20:124-127, 3:146-148) İslami keşfedenler, “sonradan” Müslüman olanlar (sanki doğuştan Müslüman olunabiliyor) büyük çoğunlukla Kuran’ı okuyarak din değiştiriyorlar, diğer sözde kaynakları değil. İslam’ı benimsedikten sonra sözde ikincil kaynaklarla orijinal kaynağı bağdaştıramayanlar çareyi İslam’ı terk etmekte buluyorlar. Bu durum Jeffrey Lang’in kitaplarında örnekleniyor.

Ben hadis savunuculuğunu (okurluğunu bile değil, savunanların çoğunluğu okumuyor, zaten okuyup uygulasalar hayatları çekilmez olur veya İslam’ı terk ederler) Filistin yarasına benzetiyorum. Filistin’de Allah’ın tüm Müslümanları sınadığını düşünüyorum. Nasıl bitmek bilmeyen bir tecavüz var ve nasıl 1 milyarlık ümmet kılımızı kıpırdatmayarak aşağılanıyor, rezil oluyorsak, hadisler üzerinden İslam’a, Peygamber’e ve Allah’a yapılan hakarete de 1 milyar Müslüman’ın yapacağı tek bir savunma yok. Filistin’i durduramıyoruz çünkü Allah’ın birbirinize sarılın emrine karşı geliyoruz. İslam’a yapılan aşağılamaya da karşı gelemiyoruz çünkü Allah’ın YALNIZCA KURAN’I İZLEYİN emrine karşı geliyoruz. İkisi de ibretlik. Üzülerek seyrediyorum.

Kuran’ın dinin kaynağı olarak yeterli olduğu savı, adı duyulmuş ve duyulmamış pek çok yazar tarafından dile getiriliyor. Bu yazarların tezlerini tek tek çürütene henüz rastlamadım. Hadis, sünnet, icma, mezhep gibi kaynaklara inanıyorsanız ve sadece Kuran’ı izleyenlerin sapkın olduklarına inanıyorsanız bu sapkınları uyarmak görevinizdir. Görevinizi yerine getirin ve bu tezleri çürütün, sapkınları yola getirin. Sapkınlara doğru yolu gösterenden Allah razı olsun. Bu sapkınların İslam’a verdiği zararın önüne geçin. Allah rızası için dininize hizmet edin. Bu, dinine sahip çıkanlara ve ilahiyatçılara meydan okumadır. Bu yazıdaki bütün maddeler sizin tarafınızdan TEK TEK çürütülene kadar dininiz kan kaybetmeye devam edecek ve bunun hesabı sizden sorulacak.

Ek: Tartışma hakkında bir gözlem

Bu bölümde ayrıca değinmek istediğim bazı konular var. Sadece Kuran’ın izlenmesi gerektiğini savunanlar ile yanına en azından Sünnet’i koymak gerektiğini savunanlar arasındaki tartışmada ilginç boşluklar var. Mesela “Kuran yeter ama Sünnet’ten de mümkün olduğunca faydalanalım” şeklinde bir tezi savunan yok. Kuran’ın yettiğini ve Sünnet’in varlığını iddia etmek farklı, Kuran’ın yetmediğini ve Sünnet’le birlikte yeteceğini iddia etmek farklı şeyler. İlkini haklı çıkaracak deliller zaten yok, ama dikkat çekmek istediğim bu değil. Israrla ve haklı veya haksız herhangi bir gerekçeyle Kuran’da bir yetersizlik aramak ve bundan müsterih olmak nasıl bir psikolojidir? Bunun üzerinde düşünün.

[Kuran + …] anlayışındakiler “Sadece Kuran”cılara genellikle şu suçlamalarda bulunurlar:

1) Üsluba takılmak
Dili kullanma, hitap etme, iletim araçlarını kullanma, çıkarım yapma üslubu… Bu suçlamayı yöneltenler derdinizin ne olduğundan çok derdinizi nasıl anlattığınızla, sözlerinizden çok jest ve mimiklerinizle, boyunuz posunuzla, mazruftan çok zarfla ilgilenirler. Yüzeysellik bir yana, bu tavır genellikle tezleri çürütemeyen, çaresiz kalan insanların tavrıdır.

2) Aşağılamak
Sadece Kuran’ı izleyenlerin dini anlayamadığı veya yetkin olmadığı suçlamasıdır. Sadece Kuran anlayışını savunanları sık sık cüretkarlıkla, hadlerini bilmemekle suçlarlar. Bunu önceki bölümlerde tartıştım. Kendileriyle aynı fikirde olan bol unvanlı, etiketli, diplomalı (bazen uzunca bir sakal da diploma yerine geçer) birilerinin varlığının haklı olmalarına yettiğini düşünürler. Bu unvanlı birileri muhtemelen bu yazıyı ciddiye alıp “polemiğe girmeye” “tenezzül” etmeyecektir.

3) Çarpıtma
Birisini yapmadığı şeyleri yapmak, söylemediği şeyleri söylemekle suçlamak ne kadar adil olabilir? Peygamber’in olağan üstü güçleri olmadığını söyleyerek onu aşağılamakla, Peygamber’in Kuran’ı yorumlama yetkisi olmadığını, Kuran’ın rasyonel olduğunu söyleyerek Kuran’ı aşağılamakla suçlanmak bunlardan bir kaçı. Bunlar çarpıtmadır. Müslüman doğru söze iftira karıştırmaz. İftira Kuran’daki en büyük suçlardan biridir. Eleştiriler kaynak göstererek, deyim yerindeyse nokta atışı yapılarak yanıtlanmalıdır.

4) Niyet okumak/Etiketlemek
Sadece Kuran’ın savunulmasının ardında gizli ajandaların, art niyetlerin olduğu suçlaması. Örneğin Muhammed Peygamber sanki Müslümanların birleştirici unsuruymuş gibi, onu devreden çıkarıp Müslümanları bölmek istemekle suçlarlar. Tipik bir, yalanın daha fazla yalanı, iftiranın daha fazla iftirayı gerektirmesi durumu. Halbuki doğru söze sahip lazım değildir. Söyleyene değil, söylenene bakılır. Burada gördüğünüz savlardan bazılarını başka kaynaklarda görmüş olmanız, beni o insanların dostu/yoldaşı/işbirlikçisi yapmaz. İronik bir şekilde gelenekçi ve mezhepçi öğretilerin peşinden gidenler kendilerinden farklı düşünenlere bir etiket, bir kamp yakıştırma telaşı içindeler. Kuran’ı dikkatli okuyun. Tek başına topluma karşı gelen “asi”lerin iyi örnekleri var. Bunun yanında geleneğe, çokluğa tabi olanların kötü örnekleri var. Herkesin fikrinde özgür olmasını ve fikrinden dolayı kimsenin kınanmamasını savunuyorum. Yeryüzünde 7 milyar insan var ise ve 7 milyar ayrı fikrin olması gerekir. Hepsi bir yana, herhangi bir kampa dahil olsam dahi bu, tezlerimin hiçbirini çürütmez.

5) Başka tartışmalara zemin hazırlamakla suçlamak
İlginç bir şekilde hiç söylenmemiş olanlar söylenmiş varsayılıp daha korkutucu görünen bir tartışmaya zemin hazırlamaktan bahsedilir. Başka bir tartışmaya zemin hazırlamak genelde politik ortamda görülür. Bu tartışma içeriği bakımından politik talepler veya doğrularla ilgili değildir. “İleride farklı taleplerle gelecekler, taviz vermeyelim” şekline ele almak sakattır. Kimsenin kimseden bir fayda beklentisi yok. Olayın özü, insanları doğruluğa davet etmek, karşıdakine yanıldığını kanıtlamak veya fikirleri ortaya koymaktan ibaret. Kaldı ki yeni tartışmalar, bildiğinden emin olan insanlar için çekinilecek bir şey değildir.

6) Belirsiz kavramlar kullanmak
Ruhanilik, peygamberlik vasfı, alim ciddiyeti gibi kulağa ağır gelen ama ne olduğu belli olmayan bir takım kavramlar kullanarak tezleri tek tek çürütmektense ortalığı dumana boğmak tercih edilir. Bu kişiler aklı dışlar. Onlar için iman geri zekalıların da sahip olabileceği bir şeydir. Tartışmayı kesin delil kabul edilen bir kitap olan Kuran’a fazla atıfta bulunmadan “yürütürler”. Sözgelimi ben bu yazıda 400’den fazla ayete atıfta bulundum.

7) Cımbızla söz seçmek
Tartışmayı odağından uzaklaştırmak, savı çürütülemeyen kişinin kişiliğine saldırmak amacıyla satır aralarından hatalı veya yanılgı içeren, ancak bütüne etki etmeyen ayrıntılar seçilip güya antitezmiş gibi sunulur.

8) Tartışmaya kulağını tıkamak/Tartışma adabına uymamak
Yazıyı bu satıra kadar okudu iseniz büyük ihtimalle bunu paylaşacaksınız. Alacağınız ilk tepkiler muhtemeldir. “Okuma onları”, “bilmem kimin adamıdır o”, “bildiğimiz şeyler bunlar, yeni değil”. “akla fazlaca vurgu yapandan uzak duracaksın”… Biraz daha usta olanları tartışmaktan kaçmak için Kuran ayetlerini istismar ederler (4:140 gibi). Bunların ortak yönü kişinin kafasını kuma gömmesi, dinlemeyi, ardından düşünmeyi, ardından seçim yapmayı, karar vermeyi reddetmesi, bundan korkmasıdır. Hadis ve sünnet inkarı yeni değildir, bunlar bir çok bilimsel eserde sorgulanmıştır. Ancak İslam uluslarındaki cehalet bunlara gözlerini yumuyor. Bu davranış Kuran’da mesajı almaktan özellikle kaçınanların davranışına benziyor. Kuran birçok yerde kendisine karşı çıkanlara “delillerinizi getirin” diyor. Müslümanlar tartışmaktan korkmamalı. Aksine, her sözü dinlemeli, en güzeline uymalı (39:18), okumalı (96:3-7) ve gerçekleri araştırmalılar. Sükut ikrardan gelir.

Ancak tartışmanın bir adabının, yani RASYONEL kurallarının olduğu unutulmamalı. Akla, mantığa uygun antitez getiremediğiniz veya taraftar toplayamadığınız zaman karşıdakine saldırmak, ancak karşı tarafın tezinin daha güçlü olduğu şüphesini uyandırır.

En doğrusunu Allah bilir…

 

Yararlandığım ve tavsiye ettiğim bazı yayınlar:

Türkçe:
– Dinin Kaynağı Olarak Kur’an Yeter mi? Kashif Ahmed Shehzada
– Nübüvvet Meselesi Üzerine, Ahmet Akbulut
– İslami Reform İçin Manifesto, Edip Yüksel

İngilizce:
– A Quran Alone Manual, isimsiz yazar, Scribd.com adresinde bulunabilir.
– Hadith, A Re-Evaluation, Kassim Ahmed
– Exploring Islam In A New Light, Abdur Rab

[Yazının soru-yanıt bölümünü kısa tutmak amacıyla atladım. Yazının tamamını grafikleriyle birlikte http://tr.scribd.com/doc/114278746/Neden-Sadece-Kuran veya http://speedy.sh/327KQ/neden-sadece-kuran-v1.1.pdf adreslerinden indirebilirsiniz. Yasal kopyasını bulamadığınız kaynaklarda yardımcı olabilirim. Kırık linkleri bildirin.]


About the Author
Author

st3792

Comments (3)
  • Avatar

    Fikret Arman Jan 3 2013 - 18:29 Reply

    Gönlünüze sağlık Kardeşim… Yazınız için sizi kutluyorum. Allah razı olsun. “Müslümanım” diyen herkesin, gerçekleri görmesi adına, okuması gereken mükemmel bir yazı olmuş.

    Selam ve Dua ile,

  • Avatar

    Ayşe Feb 27 2014 - 08:55 Reply

    her bir bölümü hayranlıkla okudum.bu mükemmel çalışmayı kopyaladım.ayetleride yazarak çalışmayı genişlettim.
    tebrik ediyorum sizi yazar…

  • Avatar

    murat Oct 19 2016 - 08:14 Reply

    ahmet akbulutunbahsi geçen kitabını bulamıyorum bana yardımcı olabilir misiniz?

Leave a reply

Name (required)

Website