Kitabı tahrif teknikleri konusunda bir ironi denemesi (geleneksel metod)

Allah cc nin alemlere rahmet ve hidayet olarak göndermiş olduğu  kitaplar zaman içinde şeytan ve askerleri vasıtası ile değişime  uğratılıp insanların hevalarına uygun olarak yeniden tanzim edilmeye  çalışıldığı bilinen  bir gerçekliktir. Adını bildiğimiz iki kitab olan  tevrat ve incil bu uygulamadan nasibini almış ve tabileri olduğunu iddia  eden insanlar tarafından tahrif edilerek “Allah cc nin kitabı budur”  denilerek az bir pahaya satılmaya çalışılmıştır. Konumuz tevrat ve  incilin tahrifi değil kur’anın tahrifi olup bu yazı başlıktan da  anlaşılacağı üzere bir ironi denemesidir. İroni anlam olaraksöylenenin tam tersinin kastedildiği ifadedir. Söylenen ya da yapılan  eylem, ciddi görüntüsü altında, karşıt söylenceyi ya da eylemi, çelişki  noktasına çekmeyi hedefler. Mizahdan farkı olarak, ironi daha eleştirel yaklaşır. İroni mimik, jest ve tonlama ile söylemek istenenin altını, dolaylı çizer.” şeklinde tarif edilmiş olup bizde bu tarife uygun tahrif tekniklerini sıralamaya çalışacağız.

 

1- NASİH-MENSUH TEORİSİ İLE TAHRİF TEKNİĞİ

 

Önce  Bakara suresi 106. ayeti, Nahl suresi 101-102. ayeti ve Ala suresi 6-7. ayetleri bağlamlarından koparılarak, Kur’anda bazı ayetlerin yürürlükten  kaldırıldığı düşüncesi ortaya atılır. Sonra bu teori kategorilere  ayrılır. 1-metni baki hükmü mensuh ayetler, 2-metni mensuh hükmü baki  ayetler, 3- metni ve hükmü mensuh ayetler gibi. Daha sonra Kur’andaki  zina cezasının evli ve bekar ayrımı yapmadan aynı olduğu kapatılır, 2.  kategoriye uygun olarak recm cezasının evliler için taşlayarak öldürme  şeklinde olduğunu belirten ayetin nazil olduğu fakat Muhammed as`ın  vefatı sırasındaki karışıklıkta ayeti mübarek bir keçinin yediği rivayet  kitaplarına sokulur ve böylelikle 2. kategoriye uygun olan bir ayet  bulunmuş olur. Elimizdeki Kur’anın içine alınmayan bir çok ayet olduğu  aynı rivayet kitaplarına sokuşturularak 3. kategori oluşturulmuş olur.  Bunları okuyan bir gayri müslim “yahu bu müslümanlar ne antika hem  ellerindeki kitaplarının Allah’tan indirildiği gibi aynı derler hemde  Kur’ana alınmayan bir çok ayetten bahsederler” dedirtip gülmeleri sağlanır.


Zina cezasının evliler için ayrı olduğu ile ilgili gerekli  düzenlemeler yapılıp bunu kabul edenlerin KUR’AN İNKARCISI olduğu  gizlenip, etmeyenlerin HADİS-SÜNNET İNKARCISI oldukları yaygaraları  koparılır.

 

2. OLUŞTURULAN KUR’AN DIŞI İTİKADLARA UYGUN TAHRİF TEKNİĞİ

 

Cahiliye  döneminden beri süregelen emevi – haşimi çekişmesinin adı, şia ve  ehlisünnet olarak değiştirilip itikadi bir alana çekilip müslümanların  kıyamete kadar birbirlerine düşman olmaları sağlanır.

Kur’an, yunan, hint, iran düşüncelerinden alınan felsefe ve tasavvuf  düşünceleri ile yeniden yorumlanır. Artık Kur’an Allahın indirdiği  amacın dışına çıkarılmış ve herkesin kendi düşüncesini onaylayan bir  noter olmuştur.

 

Şirk kavramı özellikle  tasavvufçular tarafından mecraıından çıkarılarak insanlara hoş  gösterilir ve din maskesi altında mekke müşriklerini aratacak müşrikler  türetilir.

İtikadi mezhepler adı altında Kur’an ile ilgisi olmayan meseleler  üretilir ve bunların Kur’andan delilleri çıkartılmaya çalışılarak  Kur’ani bir mesele olduğu zannı verilir.


3. KUR’ANA EŞDEĞER KİTAPLAR ÜRETİLEREK TAHRİF TEKNİĞİ

 

Muhammed  as`ın söylediği sözler önce Necm suresi ayetleri bektaşi misali  okunarak üsütü kapatılır ve “onun her söylediği vahiydir” teorisi  üretilerek sözlerininde Kur’an ile aynı olduğu dayatması yaplır. Bunlar  yapılırken yine Muhammed as`a uygun sözler söyletilerek onun desteği  sağlanır. Erike hadisi gibi rivayeler üretilerekSüslü koltuğuna  yaslanmış adama, benim hadislerimden biri okunur da o kişinin vaziyetini  hiç bozmadan `Bizlerle sizler arasında Allahu Teala`nın kitabı (Kuran-ı  Kerim) vardır.  Ondan bulduğumuz helal şeyleri helal sayıyoruz, haram olarak bulduğumuz  şeyleri de haram kabul ediyoruz` deme zamanı yaklaşmıştır. Sizleri de  ikaz ediyorum Kuran-ı Kerim`de bulunan bütün hükümler haktır ve  Resulullah`ın haram kıldığı şeyler Allah`ın haram kıldığı şeyler  gibidir.` gibi sözler söyletilir.


Tevratın içine dahil edildiği gibi Kur’an mushafına harici sözlerin  ilave edilmesine gerek yoktur. Kütübü sitte adı altında oluşmuş olan  külliyatı özellikle buhari ve müslimi “la yus’el” (sorgulanamaz)  kitaplar haline getirerek gerektiği yerde onları Kur’anın önüne  geçirmek.

“Hadisleri Kur’ana arz edelim” diyenleri  sapkınlıkla suçlayalım ve “sahih hadisin Kur’ana arzına gerek olmaz”  tarzında bahaneler uyduralım, “sahih dediğiniz hadisin sahihliğinini  deliline dair vahiymi var?” gibi soru soranları “hadis inkarcısı” veya  “sünnet inkarcısı” gibi sözlerle damgalayalım. Çünkü  “hadis” adı  altında üretilen bir çok husus bu hadislerin sahih olmadığı  anlaşıldığında temelinden sarsılacaktır.


4. KUR’AN MEALLERİNE GEREKLİ PARANTEZLER AÇARAK TAHRİF METODU

 

Kur’anın  asıl metninde olmayıp hadis olduğunu söylediğimiz sözlerle oluşmuş olan  din kurallarını Kur’andanmış gibi göstermek için ayet aralarına  parantezler açılarak oluşturmuş olduğumuz kurala uygun hale  getirebiliriz. Örnek parantezler aşağıda verilmiştir. Mesela isa  as`ın yeniden dünyaya inmesi düşüncesi hıristiyan düşüncesi olmakla  birlikte bu düşünceyi müslümanlar için bir inanç konusu haline getirip  uygun rivayetlerle destekleyip bazı ayetlere parantez içi tahrif metodu  yolu ile sanki ayet öyle diyormuş gibi bir hava verdirebiliriz örnek bir  meal denemesini  olarak Zuhruf suresi 61. ayeti üzerinde uygulayabiliriz  .

“Gerçekten o, (İsâ’nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir.  Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.”


Aynı metod ile müslümanların Kur’an ile bağlarını koparabilmek için  onu canları istediği zaman ellerine alamayacaklarını empoze edip  “abdestsiz Kur’ana el sürmek haramdır” şeklinde bir düşünceyi yayalım  buna destek içinde Vakıa suresi 79. ayetini bektaşi misali okumalarını  sağlayarak sanki Kur’andanmış gibi anlamalarını sağlayalım örnek bir  tahrifi şu şekilde yapabiliriz. “Ona tertemiz (abdestli) olanlardan başkası dokunamaz.

 

Kendi  kafalarınca düşünce üretmemeleri ve kafalarını başkalarına kiraya  vererek onların doğrultusunda düşünmeleri için ayet meallerini ona göre  ayarlayalım yine örnek bir çalışma olarak Enbiya suresi 7 ve Nahl suresi 43.  ayetlerinin meallerini şu şekilde ayarlayalım.

—– Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.

—– Eğer bu konuları bilmiyorsanız ilim adamlarına sorunuz.

Uyanık ve Kur’andan haberi olanlar bu iki ayetin öncesinide okuyun derlerse o zaman işimiz yaş çünkü bu iki ayetin öncesi “Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak  göndermedik.” şeklinde olup sonrasının doğru meali “”Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.” şeklindedir, ama içiniz müsterih olsun müslümanların çoğu Kur’anın adına inanır içindekilerden iyiki haberi olmaz.

 

Müslümanlar  arasında , kitaplarınındaki şefaat konusunun müşrik inancı olduğunun  belirtilmesine rağmen onlara Allah cc`den başka kimselerin şefaatçi  olabileceklerine dair bir inancı yayarsak “garanti affedileceğiz” veya  “bana ……. şefaat edecek nasıl olsa” diyerek onların günah  işlemelerini kolaylaştırabiliriz. Bu inancı yaymamızda gerekli  olan uydurmaların yanısıra Kur’andaki şefaati red eden ayetler üzerinde  gereki teviller veya meallerinde gerekli oynamalar yapılarak Kur’anın  red ettiği bu inancın müslümanlar arsında bir akide konusu olmasını  sağlayabiliriz.

 

5. ALİMLERE TABİ OLMAK  YOLU İLE TAHRİF METODU

 

Aklı  çalıştırmamak için gerekli önlemler alındıktan sonra artık sıra  düşünceleri tektip hale getirmek kolay olur. Özellikle dini hurafe  anlatmaktan başka bir şekilde anlamayan alimleri! öne çıkarıp onların  din tariflerinden başka tarifin olamayacağına inandırıp artık rahat  rahat köşemize çekilebiliriz. “Sen ……. dan dahamı iyi biliyorsun?”  şeklindeki sözlerle  o kişilerin sorgulanamaz oldukları yayılmalıdır.  Artık  kendini müslüman zanneden ancak kur’andaki dini reddeden bir  islam toplumu oluşmuştur şimdiden sizi tebrik ederim.

 


About the Author
Author

ismailhakki

Comments (4)
  • Avatar

    simsek May 21 2013 - 08:38 Reply

    teşekkürler ismailhakkı
    aklına,kalemine sağlık
    sizin gibi düşünenlerin sayısı artması dileğiyle

  • Avatar

    Fikret Arman May 22 2013 - 07:31 Reply

    Gönlüne sağlık Kardeşim… Allah razı olsun.

    Selam ve Dua ile,

  • Avatar

    Koray Nov 28 2014 - 14:43 Reply

    Kehf 26 Allah kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

  • Avatar

    Gökhan Nov 29 2014 - 03:13 Reply

    Yeryündekilerin çoğuna uyulmaması bizlere emredilmiştir. Her durumin en doğrusunu Yüce Rabbimiz bilir. Herkesin her tebliğinizi kabul ettiğini var sayarsanız asıl Kur’an-ı Kerim in bize vermiş olduğu diğer ayetleri görememiş olurduk kısaca bu bir imtihan dünyasıdır vakitimiz sınırlı ve belirsiz iyilikte ve güzel davranışlarda kötülüğe sebep olmamaya çalışarak yaptıklarız bizler için hayırlıdır diye düşünüyorum. Yüce Allah’ın vaadi kesinlikle gerçektir.

Leave a reply

Name (required)

Website