Anlaşılsın İstenilmeyen Kitap!

Yaşadığımız coğrafya da din algısının, kişiler üzerine kurulu olduğu açıktır.

Din kutsanmış insanlar (kendi kutsadıkları) olmadan yaşanamaz kanısı oluşturulmuştur.

Gavslar, yıldızlar, kutuplar, hocalar, efendiler v.s.

Allah cc. kitabından uzaklaşmak deyim yerindeyse din kendisi gibi görülmeye başlanılmıştır.

Değiştirilemez doğrular barındıran yol gösterici son kitap Müslümanlar nezdinde slogan olmaktan öteye gidememiştir (gitmesi istenmemiştir).

Oluşturulmak istenen Müslüman modeli kafada takke, ayakta şalvar, hoca efendilere itaattir.

Fakat Rahman’ın ilk emri “Oku”dur, ve ilahi mesajına mazhar olan kullarından okumalarını, gelişmelerini, ilerlemelerini istemiştir.

Günümüzün İslamcıları gibi sadece göbek şişirmek İslam’ın ruhunda yoktur.

Belden yukarı tutulan bir kitap, evlerin odalarında duvarda asılı duran bir kitap, elleme çarpılırsın denilen bir kitap gözüyle bakıldığından, Müslüman olduğunu iddia eden insanlar asıl kaynaklarından uzaklaştırılmıştır.

İslami camialara mensup kişilerin çoğunluğunun toplum tarafından değer görmeyen işlerle meşgul olmalarının sebebi, Kuran-ı Kerim dışındaki kaynakları, Kuran-ı Kerim’e tercih etmeleridir.

Yüce Allah kitabında kullarına şöyle buyurur:

 

(Bakara – 242)
İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz.

(Nahl -12)
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.

(Ankebut – 35)
Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

 

Teslimiyetle birlikte kullarının akıllarını kullanmalarını tavsiye etmiştir Allah cc.

Eğer gerçekten kitaba sımsıkı sarılmış olunsaydı bu kadar çok fırkalara ayrılmazdık.

Kuran-ı Kerim anlaşılmaz bir kitap değildir. Anlamak için kutsanmaya çalışılan h.efendilere de ihtiyaç yoktur.

Çünkü Allah cc. ayetinde biz kullarına şöyle sesleniyor:

 

(Maide – 3)
İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.

 

Allah cc. adına yalanlar uydurup, kitleleri arkasından sürükleyen kişilerin tek korkuları Kuran-ı Kerim’in anlaşılmasıdır.

Hristiyanlar da ki ruhbanlık anlayışını, İslam dinine yamamak isteyenlere prim vermemek gerekir.

Rahman’ın mesajı gönlünüzde olsun İnşallah.

 


About the Author
Author

Paradoks

Comments (3)
  • Avatar

    cortextm Jan 14 2014 - 14:21 Reply

    Geçenlerde bir programa katıldım. Modern İslam Anlayışının Tenkidi diye bir programdı ve konuşmacı olarak aynı isimde kitap yazmış E.S. vardı. 10 yıl öncesine kadar 40 adet olan Kuran mealinin 400 e çıkmasına vurgu yaptı ve islamın protestanlaştığını dile getirdi. Dinin sabiteleri için saydıkları gerçekten beni korkuttu; kuran, hadis, icma, kıyas, müctehid imamların görüşleri, fakıhların ve mezhep imamlarının görüşleri, ehli sünnet alimlerinin konuyla ilgili görüşleri ve bunların birbirlerine şerhlerine varıncaya kadar uzun uzadıya bir listeydi bu. Sonra işi şuraya getirdi: Kur’anı anlamak için bunları bilmelisiniz, mealden okumak insanı yanlışa götürür, herkes bu ilimlere vakıf olamayacağından alimlere tabi olmak vatandaşın müslümanlık görevidir.

    Yani özetle söylemek gerekirse hoca siz kuran okumayın, okursanız arapçasını okuyun sizin için daha faziletlidir demeye getirdi. Duyduklarım karşısında resmen şok olmuştum. Ama şimdi düşünüyorumda bu insanlar din kurumunu kurumsallaştırmak istiyorlar, ve bunu bir sektörmüş gibi ellerinde bulundurmak istiyorlar. Rabbim bizleri uyandırsın.

    Selam ve dua ile.

  • Avatar

    Tolga Jan 14 2014 - 14:44 Reply

    Kesinlikle katılıyorum kesinlikle

  • Avatar

    orhanbor Jan 15 2014 - 10:18 Reply

    Peki bu durum neden böyle?

    Aşağıda Bakara suresinin 18’inci ayetinin 30 farklı çevirisi bulunuyor. Şayet bunu anlamayan varsa artık denilecek, yapılcak hiçbir şey yok!

    İmam İskender Ali Mihr : Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.
    Diyanet İşleri : Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
    Abdulbaki Gölpınarlı : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, doğru yola dönemezler.
    Adem Uğur : Onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler.
    Ahmed Hulusi : Sağırdırlar (algılamaları kilitlenmiştir), dilsizdirler (hakikati dillendirmezler), kördürler (apaçık hakikati algılayamazlar); onlar hakikatlerine dönemezler!
    Ahmet Tekin : Onların duyan kulakları Hakk’ı duymuyor. Konuşan dilleri Hakk’ı konuşmuyor. Gören gözleri hakikati görmüyor. Bu sebeple Hakk’a dönemiyorlar.
    Ahmet Varol : Bunlar sağırdırlar, kördürler ve dilsizdirler. Artık girdikleri yoldan geriye dönmezler.
    Ali Bulaç : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler.
    Ali Fikri Yavuz : Onlar, sağırdırlar (hakkı işitmezler), dilsizdirler (imanı ikrar etmezler), kördürler (anlayış gözü ile hakkı ayırdetmezler), artık onlar (bu hallerinden) dönmezler.
    Bekir Sadak : Sagirdirlar, dilsizdirler, kordurler, bu yuzden dogru yola donmezler.
    Celal Yıldırım : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (doğru yola) dönmezler.
    Diyanet İşleri (eski) : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden doğru yola dönmezler.
    Diyanet Vakfi : Onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler.
    Edip Yüksel : Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler.
    Elmalılı Hamdi Yazır : sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, artık bunlar dönmezler
    Elmalılı : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık bunlar, dönmezler.
    Fizilal-il Kuran : Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden geri dönemezler.
    Gültekin Onan : Sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler; artık onlar dönmezler (rücu).
    Hasan Basri Çantay : (Onlar) sağırlar, dilsizler, körlerdir. Artık (Hakka) dönmezler.
    Hayrat Neşriyat : (Onlar) sağırdırlar (hakkı işitmezler), dilsizdirler (hakkı söylemezler), kördürler(hakikati görmezler). Bu yüzden onlar (hakka) dönemezler.
    İbni Kesir : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.
    Muhammed Esed : Onlar, sağır, dilsiz, kördürler; ve (artık) geriye dönüşleri de yoktur.
    Ömer Nasuhi Bilmen : Onlar birtakım sağırlar, dilsizler, körlerdir. Artık onlar (o dalâletten) dönmezler.
    Ömer Öngüt : Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.
    Şaban Piriş : Onlar sağır, dilsiz kör kalarak bir daha dönmezler.
    Suat Yıldırım : Sağır, dilsiz ve kördürler onlar. Onun için hakka dönmezler.
    Süleyman Ateş : (Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk’a) dönmezler.
    Tefhim-ul Kuran : (Onlar) Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler.
    Ümit Şimşek : Artık sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; geri de dönemezler.
    Yaşar Nuri Öztürk : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.

    Yok hani Kuran anlaşılmıyor muşya (!) ondan dolayı böyle yaptım

Leave a reply

Name (required)

Website