Nur Suresi 31. Ayeti Nasıl Anlamalıyız?

Değerli din kardeşlerim. Bugün İslam toplumları olarak, çok farklı anladığımız, çok farklı anlamlar verdiğimiz Nur suresi 31. ayet üzerinde, birlikte sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum.

Ayeti anlamaya çalışırken, lütfen hiçbir etki altında kalmadan, bizlere öğretilen bilgileri bir kenara bırakarak, ayeti bizler Kur’an bütünlüğünde bizzat Kur’an dan anlamaya çalışalım. Çünkü Allah Kur’an ayetlerini Kur’an da açıkladığını ve nice örnekler verdiğini söylüyor. Diyanet İşleri başkanlığının, yeni mealinden ayeti önce yazalım.

Nur Suresi
31: Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (YÜZ VE EL GİBİ) GÖRÜNEN KISIMLAR MÜSTESNA, zînet (yer)lerini göstermesinler. BAŞÖRTÜLERİNİ TA YAKALARININ ÜZERİNE KADAR SALSINLAR. Zinetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut Müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

Ayette geçen, GÖRÜNEN KISIMLAR MÜSTESNA cümlesine, Diyanet kendi anladığını yazmış ve parantez içine, Allah ın hiç bahsetmediği, ayette örneğini bile vermediği bir anlamı vererek, bu müstesnanın YÜZ VE ELLER OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ. Allah müstesna olan el ve yüzden bahsetmiş olsaydı, bunları da söylemez miydi? İşte ayetleri kendi itikat ve inançlarımıza delil böyle yaratıyoruz. Bu açıklamayı lütfen hiç dikkate almadan, ayeti anlamaya devam edelim.

Allah görünen kısımlar müstesna dedikten sonra, ZİYNET yerlerini göstermesinler diyor. Cümleden anladığımıza göre, Allah görünen ya da görünmesinde sakınca olmayan kısımlar müstesna diyor. Peki, ayette dikkat çekilen konu neydi? Göğsün örtülme emriydi. O ZAMAN ALLAH, GÖRÜNEN KISIMLAR MÜSTESNA SÖZÜNDEN NEYİ KAST ETTİĞİNİ DE, BU DOĞRULTUDA ANLAMALIYIZ.   Ayette hiç bahsedilmeyen bir konuyla bağlantı kurarsak, yanlış anlamış oluruz, kendimizi aldatırız. Diyanet ayeti tercüme ederken, parantez içine eller ve yüz olarak vermiş. Halbuki ki ayetin bahsettiği konu çok farklı.

Dikkat ederseniz cümlede, görünen kısımlar müstesna diyor, ama bu kısmın ne olduğu konusunu, tekrarlama gereği duymuyor ayet. Demek ki cümlenin öncesi ve devamında bu sözler geçiyor ve neresi olduğu anlaşılıyor ki, tekrar söz edilmemiş.  Müstesna olanların ne olduğunu anlamaya çalışırken, bunu dikkate almalıyız.

Sizce göğsü örttükten sonra, kendiliğinden görünen kısım ne olabilir? ELBETTE GÖRÜLEN GÖĞSÜN İRİLİĞİ, BÜYÜKLÜĞÜDÜR. Sizce bunun dışında ne olabilir?

Allah görünen kısımlar hariç, ziynetlerini göstermesinler cümlesinde, ziynet sözüyle göğsün açıklığının, dekoltesinin kapatılmasından bahsediyordu. GÖRÜNEN KISIMLAR MÜSTESNA DERKEN, KADININ ÖRTTÜĞÜ AMA İRİLİĞİNDEN/BÜYÜKLÜĞÜNDEN DOLAYI GÖRÜLEN, FARK EDİLEN KISMININ GÖRÜLMESİNDE BİR SAKINCASININ OLMADIĞINI AÇIKLIYOR BİZLERE. Çünkü konu göğsün örtülmesi olduğuna göre, müstesna sözünü de bahsedilen konuyla alakalı anlamalıyız ki, doğru anlamış olalım. Dikkat ediniz yukarıda da söylediğim gibi, müstesna olan kısım ayrıca, açıklanmaya, detay verilmeye gerek görülmemiş. Ayeti anlamaya devam edelim.

(BAŞÖRTÜLERİNİ TA YAKALARININ ÜZERİNE KADAR SALSINLAR.)

Yakalarının üzerine neden salsınlar dediği çok açık. Göğüs dekoltesini, göğsün açıklığının kapatılması emrediliyor. Demek ki ZİYNET sözüyle Allah, kadının ilk göze çapan, cinsel bölgesi göğüslerinden bahsediyor. Ayetin devamını da bu bağlamda anlamaya devam etmeliyiz, doğru anlamak istiyorsak.

Peki, ayette Allah bu sözleriyle bizlere nasıl bir hüküm veriyor. Şöyle diyebilir miyiz? Allah başında mutlaka başörtüsü olsun ve onunla da göğüs açıklığını da ört emri veriliyor. Bunu söyleyebilir misiniz? Yoksa zaten Kur’an ın indirildiği toplumda, kadının başı örtülüydü, o örttüğünüz başörtülerinizle, açıkta bıraktığınız, dikkat çeken göğüs dekoltenizi de örtününüz, kapatınız mı diyor?

Söylediklerimin daha iyi anlaşılması için, bir örnek vermek istiyorum. Diyelim ki Kur’an ın indirildiği toplumda, kadının çok kısa etek giydiğini ve öyle dolaştıklarını farz edelim. Tıpkı başlarını örtüp göğüslerini daha dikkatsiz örten kadınlar gibi. Allah yapılan bu yanlışa dikkat çekmek için, şöyle bir ayet indirdiğini farz edelim.

( Ey Mümin kadınlar, eteklerinizi aşağıya doğru salınki dikkat çekmesin, mümin kadına da yakışan budur.)

Bu durumda siz bu uyarıdan, nasıl bir sonuç çıkartırdınız? Kadınlarda etek giymek farzdır ve bu eteğin boyu da uzun olacaktır diye mi anlardınız? Yoksa yapılan yanlışa Allah dikkat çekerek, etek giyecekseniz kısa etek giymeyin diyor, diye mi anlardınız? İşte yaptığımız yanlışa örnek. Bizler ayetlerin ne anlattığını, neye hükmettiğini değil,  AYETLERİ TÖRE VE İTİKATLARIMIZA NASIL DELİL YAPARIZ, ONUNLA BAĞLANTI KURARIZ ONA BAKIYORUZ. ÖNEMLİ OLAN HÜKÜMDÜR, HÜKMÜ YERİNE GETİRMEK İÇİN KULLANILAN ARAÇ YA DA GEREK, ZAMANA MEKÂNA GÖRE DEĞİŞEBİLİR.
Hatırlayınız Allah elçisine Hac suresi 27. ayetinde ne diyordu?

Hac Suresi
27: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, GEREK YAYA OLARAK, GEREK UZAK YOLLARDAN GELEN YORGUN DEVELER ÜZERİNDE sana gelsinler.

Bakın Allah o devrin koşullarında ayeti indirmiş ve Hacca yaya ya da deveyle gidilebileceği örneğini veriyor. Şimdi bizler bu ayetten, Hacca yalnız yaya, ya da deveyle gidilmelidir diyebilir miyiz? Elbette hayır. O zaman Nur suresinde geçen, HIMAR kelimesine başörtüsü anlamını dahi versek, ayette başın örtülme emrini de dolaylı Allah veriyor diyemeyiz.

Nur suresi 31. ayeti anlamaya devam edelim. Ayetin devamında çok ilginç ve dikkatle düşünmemiz gereken bir liste verilerek, ziynetlerini bu kişilerden başkasına göstermesinler açıklamasını yapıyor. Sayılanlara baktığımızda, çok yakın akrabalar ve aile içinde yaşayan, erkekliği kalmamış köle ve hizmetçilerden, birde henüz kadınların MAHREM YERLERİNE vakıf olmayan, erkek çocuklardan bahsederek, bunlardan başkasına göstermesinler diyordu.

Peki, bu sözleri nasıl anlamalıyız? Eğer bu saydıklarımıza, kadının göğüslerini serbestçe gösterebilir diye anlarsak, elbette büyük hata yaparız. Ahzab Suresi 59. ayeti tekrar hatırlayınız lütfen. Ne diyordu Rabbimiz? Mümin kadınlara söyle, dışarıya çıkarken, üzerlerine dış giysilerini alsınlar ki tanınsınlar, bilinsinler incitilmesinler diyordu. Demek ki bahsettiğimiz konuyu bu ayet doğrultusunda anlamalıyız.

Nur 31. ayette sayılan kişiler, evde her zaman olabilecek insanlar. Kadın töresi, geleneği gereği evinde nasıl yaşıyorsa, hangi rahatlıkta dolaşıyorsa, evin içinde o rahatlıkla giyinip, o sayılan kişilerle birlikte EK ÖNLEM ALMADAN dolaşabileceği anlaşılıyor. Yoksa herhangi bir yerini açması söz konusu değil. Ev içinde her zaman bulunabilecek yakın akrabalara lütfen dikkat ediniz. BU SAYILAN AKRABALARLA ZATEN KUR’ AN DA, EVLENME YASAĞI VARDIR.

O günkü devri hatırlayınız. Tek bir oda ve kadın hem evin işi, hem de ÇOCUKLARINI EMZİRMEK, DOYURMAKLA MEŞGUL BİR DURUMDA. GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALARAK, EVİNDE YAKINLARI, AKRABALARI YANINDA, DAHA RAHAT HAREKET EDEBİLMESİNE RUHSAT TANINIYOR AYET. Bu ayete öyle anlam veriliyor ki bir kısım düşünce, kadın saçını bu kişilere ancak gösterebileceği, başkalarına gösteremeyeceği söylenmektedir. İyi ama bu anlam verilecek tek kelime bile yok ayette.

Şimdide ZİYNET sözcüğünü farklı anlamlarda düşünelim. Allah ziynet sözünden,  kadının taktığı takılardan bahsettiğini var sayalım, çünkü böyle düşünenler de var. Böyle düşünürsek, bu kelimenin bir cümle önce tekrarlandığı ve Allah başörtüleri ile göğüs açıklıklarını örtsün diye uyardığı, sözleriyle ters düşer. Göğüste takı var onun için kapatılmalıdır tezi, ayetin bütünlüğüne uymaz.

Biz yinede ziynet kelimesini, takılan süs eşyası olarak anlamaya devam edelim ve bu konu üzerinde düşünelim. Amaç en doğruya düşünerek ulaşmak değil mi? Allah süs eşyası/ziynet takan bir kadının, taktığı takıları, ayette saydığı en yakınlarının dışında, kimseye göstermesini haram kılmış, yasaklamış diye anladığımızı düşünelim. Dikkat ediniz bu konudan bahsederken, bir cümle var hatırlatmak istiyorum.

(ERKEKLİĞİ KALMAMIŞ HİZMETÇİLERDEN YAHUT DA HENÜZ KADINLARIN MAHREM YERLERİNE VAKIF OLMAYAN ERKEK ÇOCUKLARDAN BAŞKALARINA GÖSTERMESİNLER.)

Dikkat ederseniz, kadınların mahrem yerlerinden bahsettiği gibi, erkekliği kalmamış hizmetçilerden bahsediyor. Bu sözlerden anlıyoruz ki, ZİYNET kelimesi ile Allah takılan süs eşyasından bahsetmiyor. Hatta bundan bahsetmesi hiç mümkün değil, çünkü Allah ne diyordu süslü giysi ve süs eşyası ile ilgili?

Araf. 31. ayette,

Araf Suresi
31. Ey âdemoğulları! TÜM MESCİTLERDE SÜSLÜ, GÜZEL GİYSİLERİNİZİ KUŞANIN.

Araf 32. ayette ise bu konuda, çok daha güzel bir açıklama yapıyor ve bakın ne diyor.

Araf Suresi
32. (De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı SÜSÜ, GÜZEL, TEMİZ VE TATLI RIZIKLARI KİM HARAM ETMİŞ?” De ki: “Dünya hayatında onlar, İNANANLAR İÇİN DE VAR. KIYAMET GÜNÜNDE İSE YALNIZ İNANANLAR İÇİNDİR ONLAR.” Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz. )

Buradan da anlıyoruz ki süslenmek ve süslü güzel giyinmek yasak değil. Bu örneği verdiğimizde, kadın yalnız kocasına süslenir, süslenerek dışarı çıkamaz, takılarını gösteremez demek, Kur’an a göre yanlış olur. Çünkü Allah böyle bir yasaklayıcı hüküm vermemiştir. Tam tersine mescitlere giderken süslü, güzel giyinmemizi emretmiştir, hiçbir ayrım yapmadan.

Bizler kendimiz karar veriyor ve kadın kocasından başka kimseye güzel, süslü görünemez diyoruz. Ayetlerde Allah açıkça söylemediği, kadına asla böyle bir yasak getirmediği halde, bizler nefislerimiz doğrultusunda imanımıza yön veriyoruz.

Acaba hüküm vermediği halde, neden yalnız kadın süslenip, süs eşyası takıp gezemez deniyor da, erkekler kendilerine böyle bir yasak getirmiyor? Buda düşündürücü değil mi? Kadın süslenip gezemezse, erkekte bunu yapamaz. Ama erkekten bahseden bile yok. Demek ki ayette geçen ziynet sözünden, takılan takılar anlamamız Kur’an a göre doğru olamaz.  Gelelim ayetin son kısmına. Ayette geçen cümleyi tekrar hatırlayalım.

(GİZLEDİKLERİ ZİYNETLER BİLİNSİN DİYE, AYAKLARINI YERE VURMASINLAR.)

Bu cümleyi her iki şekliyle de düşünelim. Eğer ziynet kelimesinden takılan takı, altın, bilezik süs eşyası olarak algılamış olsaydık, bu takıların görünmesi için kadın hızlı, sert yürümesi, ayette geçen sözlerden yola çıkarak, ayakların sertçe hareket etmesi ile süs eşyaları belli olmaz. Çünkü süsler/takılar görünür vaziyettedir zaten. Ayağına takılan hal halı örnek vererek, ayeti anlamaya kalkarsak, ayeti bütünlüğünden uzaklaştırmış oluruz.

Şimdi lütfen bu konu üzerinde daha dikkatle düşünelim. Evin kadını için, ziynetlerini saklama konusunda, daha rahat edecekleri kişiler sayılmıştı hatırlarsanız. Ayeti tercüme ederken, ziynetlerini gösterebilecekleri kişiler diye sayılmıştı. Lütfen ayetin sonundaki bu cümle üzerinden düşünelim şimdide.  Evin ahalisine, YAKINLARINA GİZLEDİKLERİ ZİYNETLER BİLİNSİN DİYE, AYAKLARINI YERE VURMASINLAR DİYOR. Demek ki ziynet yani kadının göğüs bölümü açık değil. Yine gizleniyor ve örtüldüğü halde, KENDİLİĞİNDEN GÖRÜLEN İRİLİĞİ, hızlı hareket ederek, cazibeli davranışlarla, dikkatin bu kısma çekilmemesi gerektiği uyarısı yapılıyor özellikle ayette.

Kadın evin içinde hızlı hareket ederek, kırıtarak yürüdüğünde en çok dikkat çeken kısmı, özellikle Arap kadınlarının büyük, iri göğüsleridir. Bu cümleden de anlıyoruz ki, kadın evin içinde belki akrabaları ve ev halkı için daha rahat giyinebilecek ama ev halkının dikkatini, kendi cinsel objelerine dikkat çekecek hiçbir şey yapmamaya da özen gösterecek.

Ben Kur’an bütünlüğünde, hurafenin etkisinde kalmadan bu ayetten bunları anladım. Hatalarım varsa, Rabbim affetsin ve gerçekleri görmem içinde, gönül gözlerimi açmayı nasip etsin bana ve cümlemize inşallah.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

http://halukgta.blogcu.com/

 


About the Author
Author

halukgta

Comments (7)
  • Avatar

    feridun34 Jan 28 2015 - 22:21 Reply

    Selam.

    “Ve’l- yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne.”
    “Başörtülerini göncükleri (göğüsleri) üzerine indirsinler.” (Nur-31)
    Bu ayette istenen nedir, ona bakalım. Ayette başörtü kelimesi var; ayette göğüsleri örtme var; ancak
    ayetteki emir başörtüsü ile göğsü örtmektir. Ayette istenen ve amaçlanan göğsün örtülmesidir.
    Başın örtülmesine emir yoktur. Başın örtülmesini farz kılmıyor. Baş toplumsal gelenek olarak örtülmektedir……………… Bir şeyin varlığını kabul etmek, onun mubah (caiz) olduğunu gösterir; yoksa
    onun farz olduğunu ifade etmez.
    Kur’an amacını (göğsün örtülmesini) kolayca ve doğal olarak uygulatabilmek için halihazırda başta olan bir örtü ile örtülmesini emretti. Eğer sadece güğüslerini örtsünler deseydi, başörtüsünden başka bir şeyle örtmeleri gerekliliği ortaya çıkacaktı ve böylece sıkıntıya düşeceklerdi. Madem başörtüleri vardır,
    göğüslerini onunla örtmeleri daha uygun, daha yakın ve kolaydır.
    Öyle ise ayetin iniş ve geliş amacı göğüsleri örtmektir. Usul’il-fıkıh ilminde buna “nass” denir. Ayet hangi anlam için gelmiş ve hangi anlama vurgu yapmış ise, o ayet, o anlam için kesin kanıt anlamında nass sayılır……………
    Müslüman bir kadın başını örtebilir de, örtmeye bilir de. Böylece başörtüsü mubah hükmüne girer, denebilir……………………………………………..
    Başörtüsü ile ilgili düşüncemi Kur’an’ın açık ve seçik ifadesine göre şöyle üç cümle ile özetlemek istiyorum. Kadınların başlarını örtmeleri:
    1-Kur’an’da emir değildir.
    2- Kur’an’da yasak değildir.
    3- Kur’an’a göre caizdir. (Mubahtır) Kur’an’da yalnız göğsü örtmeye emir vardır.
    (Hüseyin Atay – Kur’an’a göre araştırmalar – VI S:60, 61, 71,76)

    Saygılar.

  • Avatar

    Kubilay Jan 29 2015 - 10:06 Reply

    Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık, yazınızın ana fikrine katılmakla beraber “göğüs iriliği” vurgunuzu çok anlamlandıramadım.Zira, “Kur’ân, başka değil, sadece bütün insanlar için bir derstir, evrensel bir mesajdır” (Yusuf sûresi, 12/104) “evrensel bir mesaj “olarak inen kur’an sadece arap kadınlarına has fiziksel durumlarına yönelik bir ayet olamayacağını biliriz. Bu konuyu bu noktaya takılmadan yazmış olsaydınız, bahsetmek istediğiniz konunun vurgusu daha belirgin olurdu diye düşünüyorum. Saygılarımla.

  • Avatar

    Mehmet Demir Jan 29 2015 - 10:58 Reply

    Bana göre ayeti doğru yorumladınız. Yoksa kadınları poşete sokarak, kadınlara gücünün üstüne yük yüklemiş olurdu. Ama Allah biz kişiye gücünün üstünde yük yüklemeyiz diye ayet var diye biliyorum. Bana göre bu yorum doğru. Ama yine de doğrusunu Allah bilir diyelim. Diyanetten daha mantıklı en azından. Çünkü dul ve evlenmemi bir kadın sulu ve pirinç tarlasında nasıl çalışacak bu kıyafetler. El yüz hariç dedinmi, kadın bekar ve çalışmak zorunda kalmış ise bu kıyafetle nasıl çalışacak, zorluk ve sıkıntı olmayacakmıdır. Sizin dediğiniz bence mantıklı bu yüzden. Kaldıki ayet gögüslerden başladığına göre konu, sonucuda gögüsle bitecektir.

  • Avatar

    Hakan Jan 29 2015 - 11:30 Reply

    Allah bir amaca ulaşmak için bazı konularda vesileler (araç) edinmemizi istemiştir. Bazı konular vesileler babındadır. Vesile babında olmasa yoksa hacca deve veya yaya olarak gitmek zorunda kalacaktık. Hacca gitmek gaye, buna ulaştıran araçlarda vesiledir. Yani bizim için amaç ne hacca gitmek, vesile bu günkü nedir, Yaya ve deve yerine uçaktır. Yani amaç hacca gitmek diğerleri bir araçtır. Zorunluluk olarak anlaşılsa o zaman illa deve veya yaya olarak ayete göre hacca gitmemiz gerekecekti. [Vesile ile ilgili geniş bilgi için bakınız, Y. N. Öztürk, İslam Nasıl Yozlaştırıldı (eleştiriyi amaçlayan denemesi) , Yeni boyut, 18.Baskı,2012, İstanbul, syf.465-468]

  • Avatar

    Pattinson Stew Jan 29 2015 - 13:25 Reply

    Aynen öyle kardeşim.Allah razı olsun.Çok güzel,önyargısız bir şekilde açıklamışsın konuyu.

  • Avatar

    Ömer Feb 1 2015 - 21:04 Reply

    http://www.kuranmeali.org/24/nur_suresi/31.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
    “Kuranı temel alan” ilahiyatçılardan Yaşar Nuri,Bayraktar bayraklı mealine bakın.

    Ayette temel kelime “H-M-R” köküne sahib humur kelimesidir. Mihenk taşımız bu kelimedir.
    “Zinet” kelimesi zaten “göğüs” olduğu açıktır.

    “Humur” başörtüsü değilde göğsü örten bir örtüyse babaya,amcaya,yeğene,kayınpederine zinetlerini (göğüslerini) GÖSTEREBİLİR diye mi anlıyacağız?

    “Uydurulan din ve kurandaki din” kitabı Peygamberimize atfedilen uydurmuş hadisleri ele veren ve bozuk din anlayışını düzelten güzel bir kitap FAKAT kitabın içindeki HERŞEY doğrudur diyerek kitabı yüzde100 doğru kabul etmek YANLIŞTIR.

    Kuranı temel alacağız diye mealden yola çıkarak kendimize yazık etmeyelim,ahiretimizi yakmayalım.

    Allaha emanet.

  • Avatar

    T.TAŞPINAR Feb 21 2015 - 11:18 Reply

    Diyelim ki Yüce ALLAH, kadınların başının örtülmesi emrini-böyle bir emir varsa tabii-kadınların saçlarının yabancı erkekler tarafından görülmemesi için getirdi.Kadınların saçlarında yoğun bir cinsel anlam olduğu ve bundan yabancı erkeklerin etkilenmemesi amacıyla saçların gizlenmesi gerektiği temeline dayandığını varsayalım..
    Peki bunun tersini niye düşünmüyoruz..?
    ERKEKLERİN LÜLE LÜLE YA DA SIRMA SAÇLARINDAN ETKİLENEN BAYANLAR OLAMAZ MI?
    PEKİ, ERKEĞE SAÇ YA DA BAŞ ÖRTME EMRİ NİYE YOK..?HAŞA YÜCE ALLAH MANTIKSIZ MI DÜŞÜNMÜŞ..?KENDİ MANTIĞINIZI YA DA İSTEKLERİMİZİ ALLAH İRADESİNİN YERİNE KOYMAYA KALKIŞIRSANIZ İŞTE BÖYLE MANTIKSIZ VE KÖTÜ SONUÇLARA ULAŞIRSINIZ..
    VAR MI YAZDIKLARIMDA BİR YANLIŞLIK ,VAR MI BİR İTİRAZ EDİLEBİLECEK HERHANGİ BİR ŞEY..???

Leave a reply

Name (required)

Website