Gelin Bu Ramazan’ı Vesile Sayalım, Kuran Ahlakı İle Ahlaklanalım!

Bu sitedeki pek çok yazıda Kuran okumanın önemine değiniliyor. Kuran okumanın inananlar üzerine bir görev olmasının –Allah, Kuran’ı akıl erdirmemiz, yani üzerine düşünüp anlamamız için indirdiğini söylüyor

 

Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık
(43 Zühruf Suresi -3)

 

ki okumadığımız bir şeyi anlamamız tabii ki mümkün değildir- yanı sıra inananlara çok büyük faydası da vardır. Bir kere her şeyden önce dinimizi tüm gerçekliğiyle, tüm emir ve yasakları ile öğrenmemizi sağlayacak olan yegâne yol budur. Dini bir yerlerden okumak ya da birilerinden dinlemek sakıncalıdır çünkü o zaman aslında dini değil o kişinin dinle ilgili yorumunu öğrenmiş oluruz. Tabi ki yardımcı fikirlere ihtiyaç duyabiliriz ancak gerçek dini öğrenmenin tek adresi Kuran’dır. Dinini gerçekten öğrenmek isteyen bir mümin öncelikle bunu kabul etmeli, fikir danışacağı kişilerin de aynı fikri benimsemiş olduğundan emin olmalıdır.

Bana göre Kuran okunmadığı takdirde dini bilginin dinin belli yorumları ile sınırlı kalacağını en iyi açıklayan örneklerin başında, bugünkü uygulamada dinin ahlaki emirlerine gereken önemin verilmemesi gelmektedir. Türkiye’de yaygın olan geleneksel İslami anlayışta namaz, oruç gibi ibadetlerin en küçük, hatta Kuran’da yer almayan dışarıdan dine dâhil edilmiş, detayları en küçük ayrıntısına kadar müthiş bir titizlikle anlatılıp, herkesin bunlara harfiyen uyması telkin edilirken, Kuran’da pek çok kez tekrar edilen ahlaki kurallar ayrıntıymış gibi ele alınmaktadır.

Örneğin “adalet” konusunda Allah çok net hüküm belirtmekte, kendiniz ya da yakınlarınız aleyhine de olsa, karşınızdaki topluluk ne kadar kötü olursa olsun adaletten asla vazgeçmeyin buyurmaktadır.

 

Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde, nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
(4 Nisa Suresi -135)

Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah’tan sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
(5 Maide Suresi -8)

 

Kuran’da açıkça vurgulanan ancak inananlar tarafından uygulamada çoğunlukla es geçilen bir hüküm ise “verilen sözün tutulması”dır. Yani bir mümin sırf laf olsun diye ya da karşıdakini geçiştirmek, oyalamak için, o anı kurtarmak için söz veremez. Müminin sözü sorumluluk gerektirir.

 

Ey iman sahipleri! Yapmayacağınız şeyi neden söylüyorsunuz?
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır.
(61 Saff Suresi -2&3)

 

Aslında örnekleri çoğaltmak mümkün. Yani Kuran’da bahsi geçen böyle pek çok ahlaki hüküm göz ardı edilmiş, unutulmuş durumda. Gıybet, hak yememek, güzel işler yapmak, iyi olanı tavsiye edip kötü olandan sakındırmak bunlar arasında sayılabilir.

 

“İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapana gelince, onun için ödül olarak en güzeli var. Ve ona, buyruğumuzdan, kolay olanı söyleyeceğiz.”
(18 Kehf Suresi -88)

İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirleneni emreden, kötülük ve çirkinliği belirlenenden alıkoyan bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere eren işte onlardır.
(3 Ali İmran Suresi -104)

Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.
(16 Nahl Suresi -90)

 

Bana göre bu yanlış yaklaşımın nedeni yazının en başında bahsettiğim gibi Kuran’ın okunmamasıdır. Kuran’ı anladığı dilde okuyarak dini öğrenmesi gereken Müslümanlar, Kuran yerine kulaktan dolma bilgilere itibar ettikleri için bugün İslam dini adına yapılan pek çok yorum ilk zamanlarda belli alimler tarafından yapıldığı iddia edilen yorumların ötesine geçememiştir. Çünkü Müslümanlar ancak birbirlerini taklit etmekte, dini araştırıp öğrenip uygulamaya çalışmamaktadırlar.

Gelin Ramazan’ı bir vesile sayıp Kuran’a yaklaşalım. Rabbimizin bize neler söylediğini, neler öğütleyip, bizleri nelerden yasakladığını öğrenebilmemiz için Kuran’ın seslendirilmesine değil, gerçekten okunmasına ve anlaşılmasına ihtiyaç var. Gelin bu Ramazan’da başlayalım ve Kuran okudukça göreceğimiz ahlakla, Kuran ahlakıyla, Allah’ın bizden uygulamamızı istediği ahlakla ahlaklanalım. Herkese hayırlı Ramazanlar.


About the Author
Author

Yagmur

Comments (2)
  • Avatar

    yasemin Apr 27 2013 - 21:57 Reply

    harika bir yazi olmus.cok tesekkürler

  • Avatar

    İSMAİL IŞIK Jun 24 2015 - 11:47 Reply

    Gelin Bu Ramazan’ı Vesile Sayalım, Kuran Ahlakı İle Ahlaklanalım! başlık yazınızda Dini bir yerlerden okumak ya da birilerinden dinlemek sakıncalıdır çünkü o zaman aslında dini değil o kişinin dinle ilgili yorumunu öğrenmiş oluruz deniliyor Kur’an Arapça olduğuna göre büyük çoğunluğumuz ancak mealinden ya da tefsirinden okuyabilecektir. Tefsir ya da mealde bir şekilde ilgili yazarın yorumu veya kavraması ile paralellik arzetmiyor mu? Şayet arzediyorsa o kişinin yorumunu öğrenmiş olmazmıyız?

Leave a reply

Name (required)

Website