Geçen gün bir televizyon konuşmasında, Diyanet İşleri Başkanımız, dinde öyle konular vardır ki, asla değiştirilemez dedikten sonra, şöyle bir örnek verdi. “Sabah namazı 2 rekât fazdır, bunu birisi çıkıp ta, dört rekât kılalım diyemez.” dedi. Gerçekten de sabah namazını, iki rekât farz namaz kılmak yerine, dört rekât farz kılamaz mıyız? İki rekât kılınması Allah emri midir? Gelin bu konuyu birlikte,
(daha&helliip;)
Neden Monarşi Tapınıcısıyız? Monarşi, bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Saltanatın bir başka adıdır. Bu hükümdar, Türkçe‘de kral, imparator, şah, padişah, prens, emir, kağan, hakan gibi çeşitli adlar alabilir. Monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. Hükümdar öldükten sonra onun soyundan biri gelir. (oğlu, kardeşi gibi) Monarşide soylular sınıfı öncelikli hak ve hürriyetlere sahip olup; YASA KOYUCUDURLAR, SORGULANAMAZLAR, YÜCE
(daha&helliip;)
Peygamberimiz ve dört halifeden sonra insanların saf olan dini bozmaya, Kur’an`dan uzaklaşmaya ve onu kendi menfaatlerine göre şekillendirme ve değiştirme çabaları ne yazık ki başlamış mezheplerin çıkışına kadar sürmüş, ve nihayet bu bozulmalar neticesinde mezheplerin işi kolaylaşmış ve bölünmeler derinleşmiştir. Bu yüzden olsa gerek bugün kime ”kur ‘anın tek yol’ ‘olduğu ona sarılmamız gerektiğini söylemeye kalksam ”1400 yıldır böyle, bu
(daha&helliip;)
Kuran’ın indirilişinden bu yana yaklaşık 1400 sene geçti. Bu süre zarfında Kuran hakkında çok yoğun tartışmalar yaşandı ve günümüzde de yaşanmaya devam ediyor. Görünen o ki kıyamete kadar da devam edecek… Maalesef Kur’an’ı yanlış anlayan ya da yanlış yorumlayanlar sadece ona inanmayanlar olmadılar. Kuran’a ve islama inandıklarını söyleyen pek çok kimse de bilerek ya da bilmeyerek, şuurlu ya da şuursuzca
(daha&helliip;)
Allah Kur’an`ı bizlere rehber, yol gösterici olsun diye indirdiğini söyler. Kur’an`ın tamamına iman etmemizi emreder. Bakara 84–85. ayetlerinde, geçmiş toplumların yerine getireceklerine dair, Allah`a söz verdiklerini ama sözlerinde durmadığının örneklerini verir ve bakın çok dikkat çekici bir uyarıda bulunur. (Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da, bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?) Bugün bizler de Rabbimize, Kur’an`a iman ettik demekle, bir
(daha&helliip;)
Peygamberimizin döneminde zenginler fakirleri her bakımdan buna iman da dahil hor görme eğilimindeyken, günümüzde her iki taraf için bu geçerli hale geldi; Zenginler inanan fakirlerin cahil, kültürsüz ve çaresiz olduklarını iddia ederek inançlarını buna bağlarken, fakirler de zenginlerin hayatın nimetlerinden en üst düzeyde faydalanan, hiç bir şey umurunda olmayan zevk- sefahat içinde ‘Allah’ın sevgili kulları’ olduklarını iddia edip inanmalarını buna
(daha&helliip;)
Ben bu tür sitelerin varlığından haberdar olmadan önce kafamı kurcalayan birçok soru ve kuşkular vardı. Nedense oturup da bu soru ve kuşkularıma bir cevap arama zahmetine giremiyordum. Daha doğrusu kitaplara bu konularda yazan kaynaklara ulaşmak çok da kolay değildi. Günümüzde ise bir tıkla denir ya işte her türlü bilgiye ulaşmak mümkün oluyor. Kafamda ki sorular; neden her mezhepte bazı uygulamalar
(daha&helliip;)
Yaşadığımız ortamlarda sayıları gittikçe artan ve kendileri deist olarak niteleyenlerle ilgili tecrübelerimden küçük bir kısmını ve bu kapsamda rivayet kültüründen gelenekçiliğe takılmış Müslümanların ve deistlerin nasıl etkilendiklerine dair gözlemlerimi ve karşılaştırmalarımı ortaya koymak istiyorum. Bunu yaparken özellikle deistlerin peygamberimize atılan iftiralardan etkilenmelerinin başrolde olduğunu ifade etmeliyim. Duydukları ve okudukları peygamberi sevmiyorlar. Onlara göre peygamber oldukça kötü birisi! Şeytanın sahnesinde yaşayan
(daha&helliip;)
-
- 1
- …
- 51
- 52
- 53
- 54
- 55
- …
- 137
-