Gece, İstanbul’un Anadolu yakasından Avrupa yakasına baktığınızda yüzlerce binanın, gökdelenlerin, eğlence merkezlerinin ışıklarını görürsünüz. Rengârenk neon ışıkları, laserler, boğazı, gökyüzünü ve hatta Anadolu kıyısını bile aydınlatır. Bir mümin kardeşimin aynı görüntü üzerine tefekkürünü hatırlıyorum. O ışıl ışıl görüntünün, insanları nasıl etkilediğini, tüm çekiciliğiyle davet ettiğini, o görüntüyü sabaha kadar izlemek mümkünken, sadece namaz kılmak amacına hizmet eden yerler olarak görüldüğü
(daha&helliip;)
Kur’an’ı bir veya birkaç kez okumuş, kişinin ilk anladığı konulardan birisi bence Kitabımızda tüm tutum ve davranışların “genel hatlar” çerçevesinde ele alındığıdır. Kitabımızı önyargısız okuyan her bir kişi genel hatlar doğrultusunda şayet kendiyle yüzleşmek arzusunda ise bu kitapta mutlaka kendiyle karşılaşacak ve kendiyle hesaplaşacaktır. Kitabımızda her konu genel hatlarıyla sunulur fakat gözden kaçırılmamsı gereken bir mevzu vardır ki bu konuyu
(daha&helliip;)
İnsanlığa gönderilmiş son ilahi mesajdır Kur’an. Okunmak, anlaşılmak ve hayata yansıtılmak için gönderilmiştir. Ama yazık ki insanlığın hidayet rehberi bu ilahi mesajı anlamadan okuyan milyonlarca Müslüman var. Bununla birlikte anlamadan okuyanlardan daha fazla da hiç okumayan. Peki, insanlar Kur’an’ı okuyup anlamak için daha neyi bekliyorlar. Bizzat kendilerine vahyedilmesini mi? Bir gün içinde sayısız tweet, mail, mesaj, gazete haberi okuyan, saatlerini
(daha&helliip;)
Yaratıcısından uzak yaşayan kişiler genellikle bencil, sevgisiz, kibirlidirler ve en çok kendilerini severler. Yakınlarını, dostlarını veya ailelerini sevdiklerini iddia etseler de, bu sevgi anlayışının da onların nefislerine uygun olması gerekir. Yani sevgilerinde Allah’ın hoşnutluğunu ve rahmetini gözetmez, dünyevi çıkarlarına göre hareket ederler. Bütün bunlar, öncelikle kişinin kendisine zarar verir. Sürekli nefsinin isteklerini tatmine çalışan insan, hırs yaşar, sıkıntı duyar, yıpranır.
(daha&helliip;)
ATEİSTLERİN düşünce çatısını incelediğimizde Yaşadığımız dünyanın “Yalan” olduğundan ve ölümden sonrasında başka bir hayatın var olup olmayacağını bilemeyeceğimizden ve Dinin- tanrının insan zekasının üretiği bir olgu olduğundan falan bahsederler. Tüm ateistik-agnostik vs. fikirleri bir araya getirip süzdüğünüzde aslında farklı yaklaşımlarlada olsa sonuçta benzer sözler söyleyen TASAVVUF EHLİ ile DE KARŞILAŞIRIZ. “ALEMLERİN HEPSİ HAYAL” “LA MEVCU DA-MEŞHUDA İLLA HU” VE Kur’ana
(daha&helliip;)
Kuran İnzali ve şartları ihmal ederek, sadece evrensel ilkeler yığını halinde gelseydi; “Bir defada indirilmeli değil miydi” diyen inkarcı kurnazlığıyla, bir süre sonra hayattan kopuk, anlaşılmaz ve elinde her türden yorumlara gebe bir seranomi metni olurdu Kur’an. Oldu da. Aksine evrensel mesajı es geçerek, yalnız tarihsel esasları gözetseydi de; ya, asla ulaşılamayan bir asr-ı saadet hayaline, yada bu hayale benzer
(daha&helliip;)
N-S(Sad)-B Nasib: Düzenlenmiş, tayin edilmiş, belirlenmiş paydır.(Ragıp el isfahani-Kavramlar sözlüğü) “Nasib konusunu “Kur’anın rehberliğinde sorgulamaya davet etmek istiyorum. “Yazık nasibi yokmuş” cümlesini mutlaka hepimiz duymuşuzdur. Maalesef kimilerimiz bu cümleyi belirli bir maksada binaen ve bilerek kullanır. Ve bu cümlede hipnoz edici olan anahtar kavram “nasib” tir. İnsanların, “nasib” konusunu kişiselleştirip, çok usta bir mantıkla kendilerince yorumladıklarını ve kullandıklarını birkaç tarikatı
(daha&helliip;)
İnternette gezinirken, İslam a karşı misyonerlik yapan sitelerin birisinde, çok ilginç ve düşündürücü bir konuya rastladım. Bunu sizlerle paylaşmak istememin nedeni, kaynağından emin olmadığımız bilgilerin, içimize bir kangren gibi nasıl sokulduğu ve Hıristiyanların bu bilgileri bizlere karşı, nasıl kullandığının ibretlik bir örneğidir yazacaklarım. Kur’an a, dinimize iftiralar atan bu sitede, Kur an dışındaki günümüzde elimizde bulunan, diğer kutsal kitapların, asla hükümlerinin değiştirilmediği ve geçerliliğini bugünde nasıl
(daha&helliip;)
-
- 1
- …
- 75
- 76
- 77
- 78
- 79
- …
- 137
-