Gözlemlediğim kadarıyla her on yıllık dönemlerde insanoğlunun kolektif bilinci sırayla bir “içedönük ve mistik”, bir “dışadönük ve daha materyalist” karakter sergiliyor. Günümüzde(20. ve 21. yy. ), o yıllara ait filmleri, kitapları, televizyon programlarını vs. mercek altına alıp bunu gözlemlemek oldukça kolay. Örneğin yetmişli yıllar içedönük ve mistik iken(ruhçuların önemli romanları vs. de bu yıllarda yazılmıştır) seksenli yıllar dışa dönük ve
(daha&helliip;)
İnsan, yaratılmış bütün canlıların içinde en nankör olanıdır. Ezeli düşmanı olan şeytan ve nefsinin sınır tanımaz tutkuları vesilesi ile günaha çok yakındır. Yaşamı boyunca pek çok hata yapar. Kusursuz, eksikliklerden münezzeh olan tek varlık Allah’tır. ‘TEVVAB’ (günahları bağışlayan) sıfatıyla Allah insanlara, tevbe etmeleri durumunda günahlarını bağışlayacağını bildirmiştir. ‘Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların
(daha&helliip;)
Allah’ın açıkça bildirdiği emir ve yasaklara rağmen insanların ilgisiz ve duyarsız yaşamalarına “gaflet” denir. “Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır. ” (Rum Suresi, 7) ayetinde bildirildiği gibi, insanların çoğu dünya hayatının dışta görünen kısmına aldanıp ahiretten gafil bir şekilde hayat sürerler. Allah’ın varlık delilleri tüm kainatı kaplamıştır. Gözünüzü çevirdiğiniz her noktada Allah’ın yaratma sanatına şahit
(daha&helliip;)
Hayatınızda sizin için önemli olan şeyleri alt alta sıralayın. Sıraladığınız bu konulardan, bir gün yok olacak olanların üzerini çizin. Geriye ne kalıyor? Koskoca bir hiç, öyle değil mi? Hayatımızı yok olup gidecek şeyler üzerine kuruyor ve bunlara sahip olmayı, kendimize tek amaç ediniyoruz. Oysa şu ana kadar yaşamış olan hiç kimse, dünya hayatında sahip olduğu hiçbir şeyi öldükten sonra beraberinde
(daha&helliip;)
Sizi yaratan, akıl ve beden bahşeden, ruhunuza çeşitli zevkler yaşatan Allah’a yeterince yakın mısınız? O’na en son ne zaman dua ettiniz? Allah’a sadece zorluk anlarında mı dua ediyorsunuz, yoksa size olan yakınlığını bilerek O’nu sürekli anıyor musunuz? Cevabınız ne olursa olsun yapmanız gereken en doğru şey, “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona
(daha&helliip;)
İslam diniyle ilgili tartışılan konulardan biri de Türklerin kendi istekleriyle değil de o dönemki Müslüman toplumlarla savaşarak ve o dönemki Müslümanların zoruyla İslam dinini seçtikleri yönünde. Bunu savunan kişiler Türklerin zor kullanılarak Müslüman yapıldığı düşüncesinden hareketle İslam dinini eleştirmeye çalışıyor. Gördüğümüz kadarıyla dini sevmeyen dinden uzak durmak isteyen insanlarda bu yaklaşım pek bir hoş karşılanıyor. Türklerin ya da başka bir
(daha&helliip;)
Bizler acaba kuranın rehberliğinden, ışığından gereği gibi yararlanıyor muyuz? İşte gelin bu soruyu kendimize soralım ve birkaç örnek vererek kurandan ne kadar uzak yaşadığımızı ve onunla hiç alakamız olmadığını anlamaya çalışalım. Bizler kuranı anlayarak hiç okumadığımız için Rahman ne diyor hiç bilmiyoruz. Televizyonlardan din adına öyle sorular soruluyor ki, kuranı birkaç kez anlayarak okuyan bir insan sorulan sorulara adeta güler,
(daha&helliip;)
Son yıllarda gerek televizyonlarda, gerekse sokağa çıktığımızda rastladığımız sıklıkla tartışılan konulardan birisi dinin kaynağının ne olması gerektiği. Dinin tek kaynağının Kuran olması gerektiğini savunanlara sıklıkla rastlamaktayız. Karşıt görüştekiler özellikle Sünni mezhep savunucularının buna bir eleştirisi sadece Kuran`ı savunan anlayışın yeni bir mezhep oluşturduğu aslında sadece 4 hak mezhep olan Sünni mezheplerin geçerli olduğu yönünde. Acaba gerçekten durum böyle mi? Öncelikle
(daha&helliip;)