İSLAM GELENEĞİNDE SÜNNET OLMA KONUSUNA GENEL BİR BAKIŞ

Bugün sizlerle sünnet konusunu geleneklerden kurandan ve diğer kutsal kitaplardan araştırarak anlaşılır bir hale getirmek istiyorum. Önce şunu söylemeliyim ki sünnet, geleneklerimizin en güzel olgularından birisidir. Devamında da hem fayda var, hem de sağlık açısından önemli görünüyor. Bu sözleri söylemekteki maksadım, aşağıda yazacaklarımın yanlış anlaşılmaması, tam aksine bazı gerçeklerin bilinip ortaya çıkması adınadır.

Sünnet konusu bizlere tevatür yoluyla anlatılır ve İbrahim peygamberden bu yana gelen bir gelenek olduğu söylenir. Doğrusu ben de yıllarca bu konuya bu gözle bakmış ve kabul etmiştim. Önce şunu söylemeliyim ki kuranın hiçbir yerinde, tek kelime dahi konusu geçmez, yani sünnetten hiç bahsedilmez. Yahudilerin de sünnet olduğunu biliyorsunuz, hatta onlar çocuk doğduktan sekiz günlük olduğu zaman sünnet edilir. Peki, Yahudiler de İbrahim peygamber zamanından gelen bir gelenek diye mi çocuklarını sünnet ettiriyorlar dersiniz? Elbette hayır, onlar iman ettikleri Tevrat ta çok açık ve net geçtiği için, inandıkları kitabın emri olduğundan sünnet oluyorlar, daha açıkçası bir gelenek değil Allahın bir emri olduğunu kabul ettiklerinden çocuklarını sünnet ettiriyorlar. Şimdide Tevrat a bakalım ne diyor sünnet konusunda.

TEVRAT TAN ALINTIDIR:

Yaratılış 17

1 Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek, “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı`yım” dedi, “Benim yolumda yürü, kusursuz ol.
2 Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. ”
3 Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,
4 “Seninle yaptığım antlaşma şudur” dedi, “Birçok ulusun babası olacaksın.
5 Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.
6 Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.
7 Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım.
8 Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım. ”
9 Tanrı İbrahim`e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi,
10 “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.
11 Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dâhil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
13 Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak.
14 Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir. ”
15 Tanrı, “Karın Saray`a gelince, ona artık Saray demeyeceksin” dedi, “Bundan böyle onun adı Sara olacak.
16 Onu kutsayacak, ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak. ”
17 İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü. İçinden, “Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi? ” dedi, “Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi? ”
18 Sonra Tanrı`ya, “Keşke İsmail`i mirasçım kabul etseydin!” dedi.
19 Tanrı, “Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın” dedi, “Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.
20 İsmail`e gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım.
21 Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara`nın doğuracağı oğlun İshak`la sürdüreceğim. ”
22 Tanrı İbrahim`le konuşmasını bitirince ondan ayrılıp yukarıya çekildi.
23 İbrahim evindeki bütün erkekleri -oğlu İsmail`i, evinde doğanların, satın aldığı uşakların hepsini- Tanrı`nın kendisine buyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi.
24 İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.
25 Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu.
26 İbrahim, oğlu İsmail`le aynı gün sünnet edildi.
27 İbrahim`in evindeki bütün erkekler -evinde doğanlar ve yabancılardan satın alınanlar- onunla birlikte sünnet oldu.

Yukarıda yazdıklarım bir Tevrat tan alıntıdır. Demek ki Yahudilerin sünnet olması gelenek değil, Allah emri olduğunu kabul ettiklerinden uyguluyorlarmış. Hatta yazılanları dikkatle okursanız, yapılan bir anlaşmanın belirtisi olarak, anlaşmaya uyulmanın göstergesi olarak erkeklerin sünnet edilmesinden bahsediyor. Önce şunu söylemeliyim ki ben hiçbir zaman ne Tevrat nede İncil de geçen, kuranda hiç bahsedilmeyen konular hakkında bunlar tahrif edilmiş yalan yanlış konulardır demedim, hatta bence hiç kimsenin de söylemesi doğru da değildir. Günümüzde yapılan en büyük hata da budur bence. Sebebi gerçek Tevrat ve İncil in elimizde örneğinin olmamasıdır. Ama bu kutsal kitaplarda yazan, kuranda değişik anlatılan bir konu varsa o zaman bunu söyleyebiliriz. Örneğin Kuran Nuh peygamberin eşi ve bir oğlunun gemiye binmediğinden yani kurtarılmadığından bahseder ve nedenini açıklar. Özellikle Nuh peygamber ve Lut peygamberin eşlerinin iman etmemesi örneğini verir. Ama Tevrat Nuh peygamberin eşi ve tüm çocuklarının gemiye bindiğini yazması yanlışlığa bir örnektir. Bunu söyleyebiliyoruz çünkü kuran açıkça belirtiyor. Lut peygamberin eşinin kurtarılmadığı her iki kitapta da yazar. Örneğin İbrahim peygamberin oğlunu kurban ederken bir koçun Allah tarafından gönderildiği her iki kitapta da anlatılır. Yine Tevrat kadını erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığını söyler, ama kuran böyle bir açıklama yerine, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın diye bahseder. Ama her ne hikmetse İslam âleminde kadının yaradılışı olarak Tevrat ta geçen söylenir halk arasında. Örneğin kuran da, Tevrat da domuz etinin haram olduğunu açıklar, Tevrat ta ise haram olan yiyeceklerin çok büyük bir listesi vardır. Kuran ise açıkladıklarımın dışında hepsi sizlere helal demesine rağmen, her ne hikmetse Tevrat ta geçen uzun haramlar listesine, biz İslam âleminde de yer verilir ve kabul edilir. Şimdi aramızda şunu söyleyen ya da düşünen var mıdır dersiniz? Kuran özet almış daha detaylı Tevrat yazmıştır diyebilir miyiz? Elbette hayır, eğer bunu kabul edersek sorumlu olacağımız Kuran ayetlerine ters düşer. Konuyu daha çok dağıtmadan şunu söylemeliyim ki, Kuran dışında iman ettiğimiz, kabul ettiğimiz tüm kitaplar elbette kabulümüzdür, neyin değişik neyin doğru olduğu bizi hiç ilgilendirmez bunu yalnız Rabbim bilir, bizleri ilgilendiren en son bizlere tebliğ edilen kurandır demeliyiz ve kabul etmeliyiz. Sizlere bu düşüncemi nereden aldığımı kuran ayetleriyle de açıklamak isterim. Bakın Allah ayetlerinde nasıl sesleniyor bizlere? Önce şu ayetlere bakalım kuran ne için indirilmiş?

(Sad sur. 29: (Resulüm!) Sana bu mübarek Kitab`ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik. Sad sur. 87: Bu Kuran, ancak âlemler için bir öğüttür. ) Demek ki bu mübarek kitabın ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsın diye indirdiğini belirtiyor Allah. Düşünün kuranın tüm âlemler için öğüt olduğunu üstüne basa basa söylüyor. Şimdide şu iki ayet üzerinde hep birlikte düşünelim acaba ne demek istiyor Allah.

(Maide sur. 101: Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kuran indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafur’dur, Halim’dir. ) (Bakara Suresi 106. ayet; Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah`ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi? ) Bu iki ayete dikkatle baktığımızda Maide suresi 101 ayette indirilen bazı ayetler demek ki daha önce inandıkları ya da gelen kutsal kitaplarda olanların değiştikleri görülmüş ki, bazı insanların canı sıkılmış hatta nasıl olur diye itiraz etmişler, ama dikkat edin bu durumda Allah ne diyor, bunlarla ilgili sorular sormayın. Kuran indirilmekte iken sorarsanız bunlar sizlere açıklanır, ama daha sonra sormayın çünkü Allah bunları affetti, kaldırdı, vazgeçti diyor. Ama nelerden vazgeçtiği kaldırdığı konusunda açıklama yapmıyor, çünkü yapmasına da gerek yok, açıkça bu kitaptan sorumlusunuz dedikten sonra, sorumlu olmadıklarımızı söylemenin ne anlamı olabilir kafa karıştırmaktan başka? Devamındaki ayette ise tüm bunlara açıklık getiriyor. Biz gönderdiğimiz kitaplar arasında bir ayetin hükmünü siler yani kaldırırsak, ya da ertelersek daha iyisini getiririz diyor. Bu ayetlerden yola çıkarak diğer kutsal kitaplarda neler vardı, daha sonra Allah bunların hangilerini değiştirdi bilemeyiz. Daha açıkçası kuranın bahsettikleriyle karşılaştırma yapabiliriz, ama diğerleriyle kuranda bahsedilmediği için karşılaştırma yapamayacağımızdan bunlar uydurmadır, insanlar değiştirmiştir demek yerine, bu konuda fikir yürütmeyip, mantıksız sözler söylemeden bizi ilgilendiren kuran hükümleridir demek bence en doğrusudur.

Bu açıklamalardan sonra konumuz olan erkeğin sünnet edilmesini şöyle bir mantık süzgecinden geçirelim. Kuran hiç söz etmiyor ama Tevrat çok açık bir açıklama yapmış ve hatta İbrahim peygamber ve soyuyla yaptığı anlaşma gereği sünnetin emredildiği yazıyor. Bu konunun doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında hiçbir yorum yapma, ya da fikir yürütme yetkisini kendimde bulamıyorum bunu yapmak da doğru değildir. Ama kendimde bulduğum yetki ve sorumluluk elimde bulunan kurandır. Bakın Allah ne diyor kuranda. (Zühruf Suresi 44 Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız. ) Değerli dostlarım, kardeşlerim bakın Allah sizleri bu kitaptan hesaba çekeceğim, bu kitap tan sorumlu tutuyorum diyor. Sizce kuranda hiç bahsetmediği bir konudan sorumlu tutar mı dersiniz? Bunun tersini söylemek Rahmanın adaletine yapılan en büyük saygısızlıktır. Yukarıda yaptığım açıklamanın tek bir sebebi var, Allahın emirlerini bilelim, emin olalım daha sonra da güzel geleneklerimizi elbette devam ettirelim, ama gelenekleri Allah emridir demeden, dinselleştirmeden, bunu da iyice bilelim. Sünnet İslam âleminde kabul edilen, uygulanan çok güzel bir gelenektir buna devam edelim, bu güzel geleneğimizi engellemek isteyenlere de güzelce izah edelim, onları ikna edelim. Dileğim Rabbim den, kuran ışığından eksik olmayalım, yine dileğim o ışığın gözlerimizi kör etmeden gerçekleri görmemizi sağlamasıdır, yoksa Rahman yolunda gittiğimizi sanan ahmaklardan oluveririz, Allah korusun.

SAYGILARIMLA
Haluk GÜMÜŞTABAK

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (11)
  • Avatar

    Gerekli :) Feb 26 2012 - 09:28 Reply

    Nisa-Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.

    Sünnet kesimi helal olan erkeksel haz ve gelişime engel nitelikte bir uygulamadır. Arabalarla, atlarla gezmek davul zurna oynamak fakiri fukarayı da bunu yaparak “acizliğini” yutkundurmak/mecbur bırakmak hiç ama hiç doğru değildir bana göre.

    Gerçekten eminseniz sağlık için olduğuna, en doğrusunu Allah bilir.

  • Avatar

    Berat Bilgin Mar 10 2013 - 13:49 Reply

    Konuya çok salt bakıyorum, eğer dövme yaptırmak vücuda zarar ise sünnette öyledir. Eğer sünnet zararlı değil ise dövmenin de meşru olması gerekir.
    Sünnet olmanın bir gereklilik olduğunu düşünmemekteyim. Hele ki bunun hazzı azaltarak günahtan koruduğu düşüncesi ile yapılıyor ise külliyen karşıyım, böylesi bir günahtan korunma yönteminin Allah katında geçerli olacağını düşünmüyorum(doğrusunu, en güzel isimlerin sahibi, Yüce Yaratıcı bilir).
    Mısırda kadın sünneti diye bir şey de var ayrıca, oradaki sapık zihniyet kadını günahtan bu şekilde koruduğunu düşünüyor, fakat bu zalimliktir, kadın sünnetinin erkekte karşılığı hadımdır!!! Sağlık açısından ise sünnetin bazı cinsel hastalıklardan koruduğu düşüncesi var, doğru olabilir. Teorik ve pratik olarak bu mümkün. Peki cinsel yolla bulaşan hastalıktan korunmak için faydalı olduğu savunuluyor ise Müslümanların bunun ile ne alakası var? Müslümanlar çok sık olarak zina mı etmekte. Aklımızı kullanalım, Yüce Yaratıcı koskoca kainatı yoktan var etmiş ve onda hiçbir eksiklik bırakmamıştır. Son yorum sahibi arkadaşın da dediği gibi NİSÂ – 119 da her şey çok net. Söyleyeceklerim bu kadar.

  • Avatar

    abdullah Apr 7 2013 - 14:53 Reply

    sünnet olmanın islamda olduğunu savunanlar şayet hz peygamber kulak sız doğsaydı kulağınızı kesecekmiydiniz
    sünneti savunanlara göre allah güzel yaratmamış sağlıklı yaratmamış(haşa) insanlar düzeltmede bulunuyor hadisin yüzde yüz doğru olduğundan nasıl emin olabiliyor sunuz .Tevrat sizin için kuran dan dahamı önemli

  • Avatar

    yavuz Oct 2 2013 - 20:32 Reply

    tamamen bir adet haline gelmiş dine alet edilmiş ve ayrıca sünnet edildikten sonra kuran okunarak kutsallaştırmış vede altın ve para takılarak ticaret haline gelmiş bir uygulamadır.biz müslümanlar olarak kuranı örnek almayız fakat kuran dışında ne varsa dine alet etmeye çalışırız ve bunuda ticaret haline getiririz,sünnet düğünleri gibi

  • Avatar

    cevahir Dec 8 2013 - 11:06 Reply

    Allah(cc) ne diyorsa o. hüküm yalnız Allah’ın olduğuna göre sünneti tavsiye etmek yada etmemek bize düşmez. insanların kendi kararıdır. bana göre ise yaratılış eksik yada fazlamı tamamlıyoruz? mecburi durumlar (hastalıklar vb) hariçtir.sünnetin yaratılışı değiştirmediğine eminmiyiz?

  • Avatar

    yasir Dec 10 2013 - 09:06 Reply

    Sünnet hakkındaki bu yazıyı diğer yazıdan daha makul buluyorum, ayetlerde gayet iyi verilerek en azından insanların-inanların insiyatifine bırakılması hususu çok makul olmuş…Kuran’da erkek sünneti’nin kalması veya kalması geçmezken, yine aynı Kuran eski Kitapları tastik için geldiğini ve biz Müslümanlara onlara inanmamızıda söylemektedir…Bıçak gibi kestirip atmaktansa en makulu insanların insiyatiflerine bırakmaktır, çünkü Allah affetmiştir…
    Maide-101 ayetinin mealinde dendiği gibi…Kuranda bilği verilmeyip Kuranında tastiklediği eski ahit’de geçen bir emir hakkında biliği sormadıkları için Allah bunu insanların uyğulamasına bırakma olasılı pek muhtemeldir, biz müminlerde araştırıp en uyğununa doğrusuna uymamız gerekir…Allah’ın emrettiği İbrahim ve İsmail peygamberinde olduğu bir uyğulama neden kötü olabilir ki?…
    Şayet bu uyğulama Allah emri değil ve İbrahim ve İsmail peygamberler olmamış ise bu sonradan İbrahim ve Musa şeriyatına girmiş ise ve bu kanıtlanırsa o zaman bu uyğulamanın yanlışlığı ortaya çıkar.
    Allah’a emanet.sayğılarç.

  • Avatar

    gürkan Mar 27 2014 - 16:22 Reply

    anlamadığım bir şey var. bu hadisçilerin bir çoğu peygamberimizden 1-2 asır sonra yaşamış insanlardı. bunlar peygamberimizin söylediklerini nerden biliyorlar? o kadar saçma sapan akla mantığa uymayan hadisler var ki, diyanet işleri bunları tamami ile kabul ediyor. dini hadislere göre şekillendiriyorlar.allah aklını kullanmayanların üzerine pislik bırakacağını yünus suresinde bildiriyor.o uyduruk hadislerin de tamamı allahın elçisine yapılmış bir iftiradır. büyük bir haksızlıktır. buna dahil olanda cezasını mutlaka çeker. buna inanıyorum.lütfen şıhların,alimlerin, hacıların,hocaların ne dediğine kulak vermeyin. açıp kendiniz okuyun kuranı. ama mealleri karsılastırıp okuyun. meallerde bile çok büyük sıkıntılar var çünkü.islamiyet aklın,bilimin,ilimin,adaletin dinidir.ayrıca islamiyette her şeyin mantıklı bir açıklaması vardır.kalın sağlıcakla..

  • Avatar

    şule kaleli May 6 2014 - 17:35 Reply

    bu sitede sünneti savunan bir yazı okuduğuma inanamıyorum. bir de sünnet sağlık açısından yararlıymış (!) bilimsel araştırma mı yaptınız yoksa kulaktan dolma mı acaba? yani Allah erkekleri kusurlu yarattı? ve o derinin ürettiği salgı da gereksizdi öyle mi? Allah bazı konulara, ibrahim’le ilgili bazı olaylara iki kere bile deyinirken haşa bu konuyu unuttu mu? sünnet iyi bir gelenek öyle mi? hem de nisa 119 ve tin 4 ayetlerine rağmen…

  • Avatar

    hürhukuk Jul 10 2014 - 13:59 Reply

    Sünnet Greçeği:
    sünnet zararlıdır, bir an evvel terk edilmesi gerekmektedir. reşit olmayan bir

    insanın ,kendi şahsi rızasına danışılmadan bir başkası tarafından vücudundan geriye

    dönüşü mümkün olmayan tek bir parça dahi koparılma kararı verilmesi yanlıştır. buna ana

    babanın dahi hakkı yoktur. (bkz: anayasa)da insan haklarına aykırı tutum ve davranış

    biçimidir ve acilen yasaklanmalıdır. buna uymayanlar hakkında en ağır cezalar

    verilmelidir. sünnetin din ile veya herhangi bir sebeple hiçbir şekilde uzaktan

    yakından bağlantısı yoktur, bulunamamıştır da. hepsi rivayetten öte değildir. zaten bu

    bir tabudur ve barbar toplumlarda kabileler arasında görülür. medeni toplumların sözünü

    dahi telafi etmediği karanlık bir safsatadır. fakat toplumumuzda bu safsata her (er)

    kişiye eziyet şeklinde yaşatılmaktadır. her faninin ölümü tatması gibi her (er) kişinin

    sünnet acısını tatmasını sağlamak politik ve rant çıkarlı olmasından başka birşey

    değildir. bu da aydın kesim tarafından anlaşılamamış ve anlaşılamayacaktır da.

  • Avatar

    derin düşünce Dec 2 2014 - 16:40 Reply

    Sünnet olma muammadır.
    yahudilerin ,tevrata sonradan çok ilaveler yapıldığı aşikardır,
    tevratta geçen sünnetin Allahın emri olması şüphelidir.
    Kuran’da hz ibrahimle ilgili 190 ayet bulunuyor
    ibrahime görünüp
    ( SÜNNET OLACAKSIN ANLAŞMASI) diye bir ayet geçmiyor..
    Allah unuturmu (haşa)
    Peki sizce biraz garip degilmi ,,ALLAH 99 YAŞINDAKİ İBRAHİM PEYGAMBERİN KARŞISINA ÇIKACAK , ANLAŞMAMIZIN GÖSTERGESİ OLARAK PİPİNİZİ KESİN DİYECEK? kuranda lanetlendiği söylenen yahudiler, kendileri tevrata ilave ettikleri sünneti uygulamayıp islamın şartı diye müslümanlara kabullendirmişler…Kuran-i Kerim de sunnet olmak emri yoktur, gosterebilecek en buyuk dini kaynak yahudilerin Tevratidir. oda yahudilerin kendi el yazması ihtimali çok yüksek..
    Muhammed 40 yasinda peygamber oldu. peki sünnet oldumu,bilgisi yok
    peygamberimizin attığı her adımı , söylediği her kelimeyi hadis olarak günümüze taşıyanlar, peygamberin sünnet olduğu veya olmadığı konusunda tek kelime yazmamışlar.sadece doğuştan sünnetli doğduğu yahudiler uydurmuştur…
    eğer resul sünnetli doğsaydı,Allah’tan (‘BİZ SENİ SÜNNETLİ OLARAK , HERKESTEN FARKLI YARATTIK”) mealinde bir ayet inerdi,,,oysa sünnetin ilahi bir kanıtı yok…
    Peki muslumanlar neden sunnet olur?
    yahudilerin uygulamadığı bu emri, hadislerle islamın şartı durumuna nasıl getirildi…
    Peki Kuran ne diyor…
    nisa 118,,119….Allah ,ona (şeytana) lânet etmişti, o da demişti ki: Andolsun ki kullarından bir kısmını, ayartacağım .onlara emredeceğim, öyle ki ,
    ALLAH’IN YARATTIĞINI DEĞİŞTİRECEKLER…!
    Ve kim, şeytanı dost edinirse artık o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.

  • Avatar

    Sünnet SÜNNET değildir :) Jul 3 2018 - 05:59 Reply

    Haocam kusura bakmayında güzel güzel anlatmışsınız ama en sonunda yine hüküm koymuşsunuz,ya böyle salak bir gelenek mi olur,Allah ın kusursuz yarattım dediği bir organı ,bu olmamış burda imalat hatası var deyip yok yere kesmek neyin kafasıdır.Neymiş,sağlıkmış faydalıymış,ya bi yürüyün gidin Allah ınızı severseniz,sünnet olmayan topluluklar üreyemiyor mu?veya hastalıktan kırılıyor mu,bari böyle salak bahanelere saklanmayın.sünnet olmak hurafedir,din diye içimize girmiştir,herkes korkmaktadır bunu söylemeye,durum bu kadar basit.Peygamber gelse izin verir miydi sizce ? hiç sanmıyorum…

Leave a reply

Name (required)

Website