STRESE GİRENİN İMANINDAN ŞÜPHE EDERİM…

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu, geçen gün aldığım bir yazının beni çok etkilemiş olmasından kaynaklanan, iddialı bir sözün üzerinde konuşmak olacak. Konuşmadan önce bu sözü sizinle paylaşmak istiyorum. ( STRESE GİRENİN İMANINDAN ŞÜPHE EDERİM) Doğrusu sizler de okuduğunuzda herhalde önce hadi canım sende demişsinizdir, ben ona benzer bir düşünceye kapılmadım desem yalan olur. Bu sözün sahibi konuyu açıklamaya başladığında gerçekten bu düşüncesinde ne kadar haklı olduğunu anladım. İşte bizler bu çok iddialı sözün ne anlatmak istediğini hemen anlayamadığımızın tek nedeni, kuranın rehberliğinden, ışığından yeteri kadar istifade edemediğimiz olduğunu, biraz sonra yazdıklarımı okuduğunuzda sanırım daha iyi anlayacaksınız.

Stresin basit tarifi halk dilinde dertlerin, sıkıntıların, karşılaşılan olayların sonucunda, bunların kafaya takılarak üzüntü ve düşüncenin sonucu doğan rahatsızlık olarak tanımlayabiliriz. Şimdi de düşünelim hayatımızda karşılaştığımız olayları ve bu olaylar karşısında takındığımız tavrı. Başımıza bir hastalık geldiğinde, onu iyileştirme çabasından çok, onun psikolojik yıkımıyla etkilenip yıkılmıyor muyuz? Hatta bir kısmımız mücadeleyi bırakıp hastalığımızın iyileşmesini bile engellemiyor muyuz dersiniz? Bir kısmımız aile içinde bunalım yaşıyor, bir kısmımız da maddi sıkıntılarla boğuşuyor. Bazı insanlar sevdiklerinin ölümüyle yıkılıyor strese girip, doğruyu düşünme melekesini tamamen yitiriyor. Hangimiz hayatında hiçbir sorunla karşılaşmıyor ki? Hepimiz mutlaka birçok kez, hayatında üzüldüğü ve hiç aklına getirmediği sorunlarla bir anda karşılaşıp onlarla mücadele ediyor. Eğer bu mücadele karşısında güçsüz bir ruha sahip olduğumuzda yıkılıyor ve dertlerimizden kurtulmak yerine, derdimize bir dert daha eklemiş oluyoruz. Güçlü bir iradeye sahipsek ve o iradeyi o ruhu daha önce eğitimden geçirmiş isek, bu tür olaylardan en az hasarla çıkıyoruz. Peki, o zaman bu durumda gerçekten STRESLE İMAN ARASINDA BİR BAĞ KURMAK MÜMKÜN MÜ DERSİNİZ?

Sizlere okuduğum yazının da etkisiyle, vereceğim örnekler hakkında lütfen düşünüp iyi değerlendirme yapmanızı rica edeceğim. Allah Kuranda bizlere özellikle peygamberlerin hayatından örnekler verip, onlardan kıssadan hisse almamızı ister ve ayrıca ayetiyle de bunu belirtir. Gerçekten kuran Hz. Eyüp peygamberin kendisini hastalıkla, malının mülkünün elinden alınması ile evlatlarının ölümüyle imtihan etmiştir. Bakın bu durumdaki bir insanın, daha doğrusu ruhunu eğitmiş bir elçinin yapması gerekeni nasıl yapıyor, hiç isyan etmeden imtihan olduğunun bilinciyle nasıl yalvarıyor Rabbine? ( Enbiya suresi 83: Ve Eyyûb… Rabbine şöyle yakarmıştı: “Dert/zorluk gelip çattı bana; sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin!” diye niyaz etmişti. ) Peki, bizler bu durumlarla karşılaştığımızda neler yapıyoruz dersiniz? Şimdi düşünelim Allah elçisini hastalıkla, mallarını elinden alarak yoklukla, evlatlarının acısını tattırarak acıların en büyüğüyle imtihan ediyor, bizler tüm bu ibretlerden habersiz, imtihan oluşumuzun farkında bile olmadan neredeyse birçoğumuz ne diyoruz biliyor musunuz? Allahım bu dertleri neden veriyorsun bizlere diyerek, farkında olmadan isyan etmiyor muyuz? Allah, elçisini peygamberini böyle bir imtihandan geçiriyorsa, elbette bizleri de aynı imtihanlardan geçirecektir. Peki, Allahın resulü bu olaylar karşısında nasıl davranmıştı? Tüm sükûnetini toplayıp, Rabbine yalvararak sen rahmet edenlerin en merhametlisisin beni affet diye dua etmişti. Bizler ise bir yakınımızı kaybettiğimizde, ya da malımızı mülkümüzü kaybedip iflas ettiğimiz de, neler yapıyoruz bir düşünün, ya intihar ediyoruz ya da olaylardan hiç farkında olmadığımız için, strese girip yapılmaması gereken her şeyi yapıyoruz, sonuçta bedenimiz buna dayanamayıp hastalanıyoruz.

Düşünebiliyor musunuz Hz İbrahim i, kendisine iman etmeyen babasıyla imtihan eden Allah, bizleri babamızla neden imtihan etmesin? Hz. Lut peygamberi eşiyle imtihan eden Rahman, neden bizleri eşlerimizle imtihandan geçirmesin. Hz. Yusuf u kardeşiyle imtihan eden Rabbim, tüm insanları kardeşleriyle neden imtihandan geçirmesin. Düşünün peygamberimiz Hz. Muhammet e acıların en büyüğü evlat acısını, beş kez tattıran Rahman bizleri bu imtihandan geçirme diyebilir misiniz? Bizlerin Allahın en güvendiği resuller den bir üstünlüğümüz mü var ki, Hâşâ onların geçtiği imtihandan mesul olmayalım. Sıkıntıların hayatımızın bir parçası olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu zorlukların, bizlerin önünde bayır aşağı freni patlamış bir kamyonun lastiğine, durması için atılan engeller olarak görmeliyiz. Akıllı bir şoför yokuş aşağı freni patlayan kamyonunu asla terk etmez, onu nasıl en az hasarla durdurabilirim onu düşünür. Bizlerde böyle yapmalıyız. Hayatımızda karşılaştığımız zorlukların bizler için bir imtihan olduğunu düşünüp, bu zorluklara teslim olmak yerine ondan kurtulmanın yolunu aramalıyız.

Bizler nefsimizi, imanımızı gerektiği zamanda ve yaşta eğitmediysek, terbiye edip onu hazırlamadıysak karşımıza çıkacak zorlukların ne olduğunun da farkına bile varamayız. Ondan kurtulmak için çalışmak yerine ona teslim olmaktan kurtulamayız. Demek ki stresle iman arasında çok bağlantı varmış. Olaylar karşısında eğitimli ruhumuzu devreye sokarsak, başımıza gelen tüm musibetlerden kolay sıyrılırız ve en az zararla çıkarız. Yazımızın başında belirttiğimiz; (STRESE GİRENİN İMANINDAN ŞÜPHE EDERİM) sözü demek ki çok doğruymuş. Başımıza gelen elimizde olmayan, olaylar karşısında sükûnetimizi koruyup, bir imtihandan geçtiğimizi unutmadan, bu imtihanı nasıl kazanacağımız hesabını yaptığımız takdirde, strese girmeden akılla çalışıp, zorlukların üstesinden gelmeliyiz. Bana gelen yazının sonunda bence güzel ve düşündürücü bir slogan vardı. Bu sözün sahibi olsa gerek altında Sait ÇAMLICA ismi vardı onu da belirtmek isterim. Burada anlatmak istenilen bence yukarıda anlatmak istediğimin güzel bir özetidir.

Bir gün Dünyaya ait büyük bir derdin olursa,
Rabbine dönüp:
BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR DEME.
Derdine dönüp:
BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR DE.

Sanırım anlatılmak istenen anlaşılmıştır. Derdi veren Allah tır, derdi ya sen istemişsindir yaptıklarından dolayı, ya da Rabbim seni imtihan ediyordur bunu da bilemezsin. Rahman elbette sebebini bilir, sana verilen derdi, kederi düşünerek isyan etme, hatalarını düzelt ve asla unutma ki senin bağışlayıcı, affedici, her şeyi bilen ve takip eden BÜYÜK BİR RABBİN VAR. Onu bil, derdi veren almasını da bilir.

Rabbim bizleri zor imtihanlardan geçirme ne olur. Vereceğin derde, zorluğa karşı güçlü ve iman dolu bir yürek ver bizlere. Sen yücesin, ulusun, bağışlayıcısın yapacağın zor imtihanlara karşı nefisimize güç ve sabır ver. Senin her şeye gücün yeter ÂMİN.

SAYGILARIMLA
Haluk GÜMÜŞTABAK


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (3)
  • Avatar

    Gökhan May 9 2012 - 21:17 Reply

    Peygamberlerimizinkindendemi şüphelisiniz? Ben Kuranda onların da üzüldüklerini gördüm. Teslimiyet orta yoldur hatırlatırım, şeytan insanı zamanla üzemese, inananlara Allah neden hakkı ve sabrı tavsiteye ettirip imanlarını toplamaları gerektiği ayetini bizlere göndermiştir gereksizmidir, fazlamıdır Kuran der diye uzar demem o ki şöyle olursa söyle olur moduna girmeyelim belki bilmeyiz ama o kişi bizden hayırlıdır ya da öyle olacaktır adam içki içiyordur ama istihpaharatçıdır anladın? Sabır her şeyin çözümüdür, Allah inananlarla beraberdir kullarını korur O merhametlidir.

  • Avatar

    kuran müslümanı Nov 20 2014 - 20:51 Reply

    Bu hiçde doğru bir söz değil. Her insan strese girebilir üzülebilir insan için çok doğal bir durum. Mesele böyle anlarda isyan değil sabır göstermek ve Allaha tevekkül etmektir. Strese girenin imamından şüphe ederim demek Kurana ve sünnetullaha aykırı çok yanlış bir laftır. Böyle biri peygamberlerin bile imanında şüphe ediyor demektir. Bırakın sıradan insanları peygamberler bile her insan gibi strese girmiş derin üzüntüler çekmiştir. Kuranda bunun pek çok örneği verilir:

    Hicr, 97. Ayet: Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.

    Hûd, 12. Ayet: (Ey Muhammed!) Belki de sen, “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

    Hûd, 77. Ayet: Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.

    Yûsuf, 84. Ayet: Onlardan yüz çevirdi ve, “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.

  • Avatar

    hadi oradan Nov 21 2014 - 09:50 Reply

    Bence asıl imanından şüphe edilmesi gerekenler böyle saçma laflarla yazı yazanlar ve dini anlattıklarını zannedenlerdir. Siz hiç Kuranı açıp okumuyor musunuz? Strese girenin imanından şüphe ederim demek kimin haddine?

Leave a reply

Name (required)

Website