Hani hemen hemen herkesin yaşadığı bir duygu vardır.. Hani üzerine şarkılar, şiirler yazılır. Hani destanları, hikayeleri vardır. Hani o şey AŞK`tır. Onu gördüğün an yüreğin deli gibi çarpar ya da yemeden içmeden kesilirsin. Yollara düşersin, belki gecelerce ağlarsın.. Peki hissettiğin bu duyguları nelere, nasıl harcarsın? Hissettiğin duygular seni harama sürükler mi? Hiç hayırlı olup olmadığını düşünür müsün? Yoksa bir yaprak
(daha&helliip;)
Sayın Prof. Hayrettin Karamanın bir sitede yazısına yazdığım tenkit yazımın, kendisine gönderilmesinden sonra, yazıyı gönderene tenkit yazımdan alıntı yaparak, bir bölümüne verdiği cevabı ve ona yazdıklarımı sizlerle de paylaşmak istedim. İçinde bulunduğumuz anlayışın, zihniyetin açık bir fotoğrafını yansıttığından faydalı olacağı düşüncesi ile sizlerle de paylaşıyorum. Önce Sayın Karaman ın zaman ayırıp yazdığım tenkite cevap vermesi nezaketini gösterdiği için, kendisine teşekkür
(daha&helliip;)
Ruhbanlık=tarikatçılık adlı yazıdan rahatsız olanlar oldu. Tarikatları araştırıp öyle yazmam gerekiyormuş. Bir insan bir şeye saplanmışsa onu o saplantıdan çevirmek mümkün değildir. Einsteinin dediği gibi bir önyargıyı yok etmek atomu parçalamaktan daha güçtür. Kendisinden ümidin kesileceği insan hangisidir biliyor musunuz? Anlamadığını anlayamayan ahmaktır.. Ahmaklığını anlamamıştır ki kendini düzeltsin. Bu ahmaklarda saplantıya çok rastlanır. Fosilperesttir ahmaklar sorgulamayı akıl etmezler. Çünkü tarikatlarda
(daha&helliip;)
İslam`da insana ait ölümsüz ve tanrısal parça ruh inancı yoktur. Yaratılan her şey maddidir. Hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır). Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir ve sapına kadar maddedir. Ruhçu öğretinin İslam dünyasına uydurma hadisler ve tasavvuf öğretileriyle sızması sonucunda bugün Müslümanlar uydurma ruhlar âlemine iman ettirilmektedir. Hatta Kuran`ı tercüme derken ayetlerde
(daha&helliip;)
1) HEDEF: ALLAH TEALAYA GEREĞİ GİBİ KUL OLMAK. (ZARİAT: 56) 2) ÖLÇÜ: ALLAH TEALANIN VAHYİNE (KUR`AN-I KERİM`E) GÖRE YAŞAMAK. (ARAF: 3, EN’AM: 155) 3) ÖRNEK: HZ. PEYGAMBERİ A)MÜCADELE ETMEKTE B)DİNE HURAFE KARIŞTIRMAMAKTA C)DİRENMEKTE (SABRETME) ÖRNEK ALMAK 4) TARİHTEKİ İSLAMA BAKIŞ: DİNİ, KUR`AN DIŞI KAYNAKLARDAN BESLEMEMEK (EN’AM: 119) 5) TASAVVUF VE TARİKATLERE BAKIŞ: İSLAMDA OLMAYAN, KÖKÜ HİNT MİSTİZMİ VE RUHBANLIĞA DAYANAN
(daha&helliip;)
Bizler her gün, her namazımızın her rekâtında bütün yardımı Allah-u teâladan istediğimiz halde, söz ve tutumlarımızla bunun tam tersini yapmakta ve kendi kendimizi yanlışa sürüklemekteyiz. Allah-u teâla, Kur’an’ı Kerim’in ilk suresi olan Fatiha Suresinde ( Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım isteriz) ayetiyle insanların bir tek kendisinden yardım dilemelerini istemiştir. Bu sureyi her gün her rekâtta okumamıza rağmen,
(daha&helliip;)
Bugün insanların, inançlı olanlar da dahil, hayatlarına baktığımızda, hakim olan kuralların modernitenin getirdiği ve hepimize empoze ettiği kurallar olduğunu görürüz. Bundan henüz 100 yıl önce bile dünya üzerindeki pek çok toplum tarafından dikkate dahi alınmayan bu ilkeler bugün Batı’nın dünya üzerinde kurduğu ekonomik, sosyal ve politik üstünlük dolayısıyla genelgeçer doğrular olarak kabul edilmektedir. Örneğin Batı’nın cezalandırma sistemi olan hapis cezası
(daha&helliip;)
Hadis usulünün nihai amacı herhangi bir sözün peygambere ait olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu amacı gerçekleştirilmesi için iki temel yaklaşım söz konusu; metin tenkidi ve senet tenkidi… Amaca ulaşmadaki tüm başarısızlığına ve çelişkilerine rağmen senet usulü, metin tenkidine göre kendi içinde daha tutarlıdır. Çünkü senetçiler hadisin peygambere ulaşıp ulaşmadığını, ulaşıyorsa hangi kanaldan ulaştığını ve ravilerin güvenilirliğini araştırıyorlar. Böylece hadis; muttasıl
(daha&helliip;)