Yıllanmış hayatına şahit tuttuğun asparagas manşetler miydi seni avutan. Yoksa akreple yelkovanın apansız takibi miydi vuslatı sana unutturan. Sadece taşıdığın sancağın altında binlercesinden aldığın bağlılık yeminleriydi seni güvende kılan. Emrine amade yoldaşların vardı seni dünden, bugüne taşıyan… Ayların biriktirdiği toz zerreciklerinin her birine anlamlar yüklemek kadar boş geçmiş olan bir ömrün ünlemindesin. Şaşkınsın gizlediğin korkuların ve telaşlarınla beraber. Meğer hakmış
(daha&helliip;)
Gözler karanlığa alışalı çok olmuş bu iklimde. Buz tutmuş yürekler hasret bir damla rahmete. Alınlardaki mühürler silineli bir hayli zaman geçmiş üzerinden. Kıyamlar öksüz, rükular yetim, secdeler terkedilmiş bu diyarda. Elleri semaya, gönülleri Rahman’a açmak zor gelir olmuş. Hamdlar en derin kuytulara sinmiş beklemekte. Solgun çehreler, yeşermeyen ümitler…Kimsenin umurunda değil bir tutam ışık. Her adımda bir öfke, her adımda bin
(daha&helliip;)
Yüreğim ne kasırgalar geçirdi, ne boranlar kopardı dost dediklerinden dostum dediklerinden. Bu yüreğim nicelerini dost bildi, bâki Dostu bilmeden, `O`nu yüreğinin derinliklerinde hissedemeden. Dilim bunları söylerken, gönlüm tarifi imkansız haykırışlarda, `Seni` arayışta. Dost dedikleri nasıl bir şeydir ki, benim serhad gibi yüreğimi birden sallandırdı. Dosta tutku dedikleri nasıl bir duyguydu ki, gönlüm Hazreti Yusuf (aleyhisselam)`ın kuyuda tutsak olduğu zaman gibi
(daha&helliip;)
Dinin kaynağını sadece Kuran olarak kabul etmeyen gelenekçi kesimde bu günlerde enteresan şeyler oluyor. Modernleşmenin gereği olarak (ne demekse) bazı hadisleri ayıklayacaklarmış. Hadis dedikleri şeylerde onlara göre dinin asıl temellerinden biri. Onlar çoğu zaman Kuran`a göre değilde hadise göre hüküm verirler. Şimdi ayıklamaya çalıştıkları hadislerde, onların en güvenilir hadis kaynaklarının olduğunu söyledikleri hadis kitaplarında var. Yani ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
(daha&helliip;)
Arkadaşlarla konuşuyorduk, konu; acaba, bizim için en önemli nimet nedire geldi. Herkes birşeyler söylüyordu. Kimine göre görme verilen en önemli nimetti, kimi duymanın çok önemli olduğunu söylüyordu. Bazıları dokunmanın ve tat almanın çok önemli olduğunu söylerken, bazıları buna karşı çıkıyordu. Bazısı yürümenin, koşmanın ellerini kullanmanın verilen en büyük nimet olduğunu söylüyordu. Kimisi sevincin hatta hüznün önemini söylediler. Kimisi hizmetimize verilen
(daha&helliip;)
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yaklaşık bir yıldır dinle ilgilenmeye başladım. Bugüne kadar bunun eksikliğini çok hissediyordum ama kime danışacağımı kiminle konuşacağımı bilemedim. Etrafımda da dinle ilgilenenlerin sayısı çok az olunca, bunun yanısıra ailemden de bu konuyla ilgili en ufak bir kelime bile duymayınca kendim araştırmaya karar verdim. İlk olarak bir Kuran meali aldım. Aslında içinde bizlere çok uzak
(daha&helliip;)
Ne iş yapıyor olursanız olun. Zamanınızı harcayarak emeğinizi vererek ortaya çıkarmış olduğunuz şeyi, birileri sizden çalarak kazancınıza ortak olduğunda bu durum sizi kesinlikle rahatsız eder. Hiç bir insan kendisinin sahip olduğu bir şeyi çalan hırsıza iyi niyetle, sevecen bir kalp ile yaklaşamaz. Orjinal ürünleri sahibinden habersiz olarak çağaltıp, bu işin ticaretini yapmak zaten hırsızlıktır. Korsan ürün almakta, hırsızlarla iş birliği
(daha&helliip;)
Neyi savunursak savunalım, içinde yaşadığımız dünyada insanın ulaştığı yargıların heran değişebileceğinin bilincinde olup uçlarda gezen fikirlere saplanmamalı, kendi yeteneklerimizin sınırlılığını bilerek doğru yolda gitmeliyiz. Unutmayalım ki çağlar boyunca insanlara en fazla zarar veren şey fanatizm olmuştur. Türban (başörtüsü)’ın sorunlaştırılmasını sağlayan her iki taraf da kendi yaptığının bilincinde olmadan cahilce davranmaktadır. Örnek olarak: Üniversitelerde bilim yapan akademisyenlerimizin miting meydanlarına çıkıp slogan
(daha&helliip;)