Neden İnanamıyorlar?

NEDEN İNANAMIYORLAR?

Günümüz din algısında en sık rastlanılan sapmaların başında, genel bağlamda tüm peygamberlerin, spesifik olarak ise Hz. Muhammed’in varlıksal ve niteliksel açıdan idrak edilememesi yer almaktadır. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen bir çok peygamber hakkında yapılan tanımlamalar, ALLAH tarafından bazı peygamberlere bahşedilen çeşitli mucizelerin dışında, hepimize, elçilerin birer “standart” insan olduklarını göstermektedir. Bu tanımlamalar, Hz. Muhammed söz konusu olduğunda karşımıza daha net bir biçimde çıkmaktadır.  Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetler bu bağlamda incelendiğinde, hem Hz. Muhammed’in ruhsal yapısı hem de ALLAH’ın bu ayetler vasıtasıyla iletmeye çalıştığı temel mesaj analiz edilebilir. Söz konusu ayetler incelendiğinde esasen Hz. Muhammed’in bir beşer olduğu gerçeğinin ortaya konulduğu görülmektedir. Örneğin Hz. Muhammed’in, Abese suresi perspektifinden bakıldığında, her sıradan insan gibi bazen insan ilişkileri açısından hataya düşebildiği, Duha suresi analiz edildiğinde yine her sıradan insan gibi umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılabildiği açıkça görülebilmektedir. Fakat ne var ki bu hakikat Kur’anda’da yer aldığı üzere, dönemin müşrikleri tarafından kabul edilmemiştir. Bu konuda, Furkan Suresinin 7-8. ve 41. ayetleri müşriklerin Hz. Muhammed’e ilişkin algılarını ortaya koyması bakımından son derece önemlidir:

” Onlar şöyle dediler: “Bu ne biçim peygamber; bizim gibi yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı. Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinde yiyip, geçimini sağlayacağı bir bahçesi olmalıydı. ” Ayrıca o zalimler müminlere: Siz ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız” dediler” Furkan Suresi/ 7-8

” Seni gördükleri zaman ” Bu mu ALLAH’ın peygamber olarak gönderdiği” diyerek, hep seni alaya alıyorlar” Furkan Suresi/  41

Yukarıda yer alan ayetler, müşriklerin, Hz. Muhammed’in sıradan bir insan olarak ALLAH’ın elçisi olduğu hakikatini kabul etmediklerini, algılarının bu hakikatin idrakine fırsat vermediğini göstermektedir. Bu noktada, müşriklerin, ALLAH’ın bir elçi göndermesi söz konusu olduğunda, bu elçinin kesinlikle dünya dışı ve insanüstü bir varlık olması gerektiği algısına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Hatta bu noktada İsra Suresinin 94. ayeti bu durumu net bir biçimde özetlemektedir;

” Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf ” ALLAH peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?” demeleri engellemiştir” İsra Suresi/94

Bu bağlamda en şaşırtıcı olan husus ise, günümüzde, Hz. Muhammed’e yönelik müşrik algının yansımalarıdır. Fakat bu kez bu algının sahibi müşrikler değil bizzat Müslümanlardır. Bugün itibariyle, Hz. Muhammed’in, Müslümanların çoğu tarafından tıpkı müşriklerin bakış açısından yansıyan bir anlayış rehberliğinde çeşitli nitelendirmelere maruz kaldığı gözardı edilemeyecek bir konudur. Günümüzde Müslümanların çoğu, tıpkı müşrikler gibi, Hz.Muhammed’in yani ALLAH’ın elçisinin, sıradan bir insan olabileceğine inanamamakta ve yine müşriklerle paralel bir düşünce sistemiyle, Hz. Muhammed’in mutlaka insanüstü ve dünya dışı çeşitli nitelik ve yetkinliklere sahip olması gerektiği ve olduğu algısını taşımaktadırlar. Bu algının yansıması olarak, Hz.Muhammed’e yönelik bir çok üstünlük iftirası ve hurafe ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Müslümanlar, müşrikler ile düşünce sistemi ve algı boyutunda aynı noktaya gelmişlerdir. Tüm bu yanlışlar sistematiğinin temelinde, Kur’an’ı Kerim’in, en hafif tabiriyle göz ardı edilmesi yatmaktadır. Çünkü, ” doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü, hak ile batılı ayıran” anlamlarını taşıyan Furkan sıfatına sahip olan Kur’anı Kerim, Müslümanların temel başvuru kaynağı ve başucu kitabı kimliğinden uzaklaşması sebebiyle, yanlış ile doğru, iyi ile kötü, hak ile batıl içiçe geçmiş durumdadır. Kur’andan uzak düşmek, din adına çeşitli yanlışların ortaya çıkmasına ve daha vahimi, Müslümanların müşrikler ile aynı algıları paylaşmasına yol açmaktadır. Bu noktada, her Müslümanın, Furkan olan Kur’an’a, bir rehber olarak sarılması, ayetleri hakkıyla idrak edip kendi yaşamına uygulaması, ve gündelik yaşam içerisinde her olay ve konu için bir turnusol kağıdı niteliğinde sürekli olarak faydalanması gerekliliği bir kez daha ortaya açıkça gözlemlenmektedir.

http://cgtyblc.blogspot.com/


About the Author
Author

Cgtyblc

Comments (3)
  • Avatar

    Bilal Aug 16 2013 - 19:50 Reply

    Çok güzel çalışma.Beğeniyle takip adiyorum.ama peygamberimizin isminin önüne hz.koyuyorsunuzda neden Allah’ın adının önüne hz.konulmuyor.Huzurda herzaman hazır olan Rabbimiz değil mi?Selam ve dua ile hakkınızı helal ediniz.

  • Avatar

    Musa Kaya Aug 19 2013 - 22:29 Reply

    hz. koydugumuzda bir dert koymadigimizda bir dert.. neyse paylasim icin tskler kardesim

  • Avatar

    Cgtyblc Aug 29 2013 - 20:00 Reply

    ALLAH razı olsun sizlerden, hz. konusundaki eleştirileriniz de çok haklısınız; ben de yüce ALLAH’ın övgü ifadeleri ile anılması taraftarıyım fakat biraz Musa beyin bulunduğu serzenişe sığınıyorum :) yaygın sözcuk kullanımlarından dolayı kalıplaşmış biçimde kullandım fakat amacımız zaten İslam’a gölge düşüren kalıpyargıları kırmak ve dolayısıyla haklısınız hz sıfatı konusunda. Yorumu çok geç gördüm kusura bakmayın tamamen benden kaynaklanıyor internet sitesi işlerinde biraz acemiyim, ALLAH’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun

Leave a reply

Name (required)

Website