Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim aracılığıyla, kullarını sakınmaları gereken her konuda eksiksiz uyarmıştır. Müslüman’ın sakınması gereken konulardan biri de israf konusudur. Allah insanları bu konuda şöyle uyarmaktadır. … İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (İsra Suresi, 26-27) Verilen nimetleri bilinçsizce, düşünmeden saçıp savuranların, şeytanın yandaşları olduğu ayette açıkça bildirilmiştir. Şeytan, Rabbimize karşı nankör olduğu
(daha&helliip;)
Özürlüyüz. Zihin ve bedenden öte kalp özürlüyüz. İşte o özrümüz de kabul değil! Bizler, Kur’an’a ve Peygamberimiz (asm)’ın sünnetine uygun yaşamakla sorumluyuz. Kıstasımız Kur’an olmalı. Ancak Kur’an’ın ruhuna tamamen ters bir zihniyet içinde yaşıyoruz. Böylece İslam hakkında yanlış kanaate yol açıyoruz. Kimimiz dini samimi yaşamayı amaçladığımız, Allah’ı gönülden sevdiğimiz halde cehalet ya da edindiğimiz yanlış bilgiler sebebiyle dinimizde bulunmayan
(daha&helliip;)
Gene birileri kızacak, birileri rahatsız olacak. Münafık ilan edecek, hadis düşmanı, mezhepsiz, sapık Kur’an Müslümanı diyecek yada özelden tehdit dolu mesajlar atacak. Ramazandan ramazana, bayramdan bayrama, kandilden kandile, cumadan cumaya Allah’ı ve ona kul olduğunu hatırlayanlar, şeyhlerinin şıhlarının dizi dibinden ayrılmayanlar, hurafelerle yaşamaya alışmış hadis ehli, ümmetçi bilmem neci ve bilmem kimciler, yada onbir ay her haltı yiyip bu ayda geçmiş günahlarının
(daha&helliip;)
”İnananlar”, neden günah işliyor? Din, Allah’ın; Nebi olan Elçilerine indirdiği Vahiy’dir. Bu Vahiy bize bildirilen ”Kitabullah’ın” içindedir. Eğer dinimizi buradan öğrenmeye ve yaşamaya çalışsaydık ”günah işleme” ihtimalimizi azaltacak, kendimizi sakındıracaktık. Fakat maalesef ”biz” dinimizi ”Kitabullah’tan” öğrenmek yerine, atalarımızdan, şeyhlerimizden, imamlarımızdan, hatta din tüccarlarından öğrenmeyi tercih ettik. Camilerde ”’Kur’an’daki din” yerine, ”Uydurulmuş olan din” anlatılmaktadır. (Bazılarını Tenzih ederim). Şu ayet, eğer
(daha&helliip;)
Yine bir Ramazan geldi. Oruçlar tutulacak, sahurlar, iftarlar yapılacak. On bir ay boyunca dünyaya kapılmış, dünya nimetlerinden dini meselelere çok da zaman ayırmamış olanlar dine biraz daha yönelecek, dini programlar daha çok seyredilecek. Camilerde, evlerde mukabeleler yapılacak. Bunların hepsi çok güzel, çok sevindirici. Her ne vesile ile olursa olsun İslam’a yönelen, onu hayatında biraz daha önemli hale getiren her birey
(daha&helliip;)
Bir kardeşimiz yazılarımdan, peygamberimizi devre dışı bıraktığım izlenimini almış. Müslüman ım diyen bir insan, bunu aklından bile geçiremez. Arkadaşımız bana verdiği cevabında, Kur’an ın peygamberimize itaati, örnek almamız gerektiğini söylüyor ve benim yazdığım yazılarda, bunu göremediği izlenimini aldığını da belirtmiş. Ben de bugünkü yazımı, bu konuya ayırdım. Ayrıca bu kardeşimiz, beni Kur’an a uymaya çağırmış, buna çok memnun olduğumu söylemeliyim.
(daha&helliip;)
DİNİ KAVRAMLAR ve ANLAM DARALMASI ÜZERİNE -1… Din konusunun iyi anlaşılması konu ile ilgili kavramların gerçek anlamlarının ve ifade ettikleri manalarının tam anlamıyla ortaya konulması ile mümkündür. Fakat maalesef dini kavramlar günümüze gelinceye kadar alabildiğince anlam daralmasına uğramış adeta sağından solundan kırpılarak artık tanınmaz bir hale gelmiş, indirgenmiş ve pratikte neredeyse işe yaramaz bir duruma sokulmuştur. Bu yazımda bazı önemli dini
(daha&helliip;)
Mezhepsizlik mezhebi diye eleştiriliyoruz tabi herkesin taraflara ayrıldığı bir yerde tarafsız olmak ayrı bir taraf olmayı beraberinde getiriyor. Ama… Haklı olabilirler mi? Mezhepsizlik Sünnilik ile denkse; Hanefiliğe, Şafiliğe denk olacak şeyler de oluşmaya başlıyor olabilir mi? Mezhep konusu hadis konusuyla yakından ilgili ve hadis konusu karmaşık, derin bir konu. Bazen Kuran’dan öyle güzel yerlere, öyle güzel şekillerde bağlanıyorlar ki gerçekten
(daha&helliip;)
-
- 1
- …
- 41
- 42
- 43
- 44
- 45
- …
- 137
-