Türkçe’ye, Fransızca paradoxe sözcüğünden türeyerek giren paradoks sözcüğünün, etimolojik anlamda kökeni Yunanca paradoksos yani “karşıt-çelişen (düşünce)”dir. Paradokson, paradoks (karşıt düşünce) içeren iddia anlamındadır. (Yunanca para: Yan(ında), boyunca; üzerinden, dışa; karşı. Yunanca doksa: Düşünce; niyet. Ayrıca Yunanca dogma: Düşünce; karar; tez.) Bu Yunanca kökenli sözcüğün Latince’ye paradoxus olarak girmesi, sözcüğün daha sonra (17. yüzyılda) batı dillerinde yer almasını sağlamıştır. Kökende sözcük
(daha&helliip;)
Hikmeti kelimelerin kalbine koyan Allah’ın adıyla “Ay bakışlım benim Hazırlıklı ol! Bir ayet gibi inebilirim kalbine” (Gülziya-M.Çelik) Allah’ın anlam denizinde bir dalganın kucaklamak üzere olduğu diğer dalgaya seslenişi bu sonra özümsenip içsellenişi. Başka bir boyutta bilginin ateş olması ateşin de düştüğü yeri yakması. Başlangıç bir dirilişse her oluşun dirilişi ilk ayetin kalbe düşmesiyle başlar. Kalbe düşenleri okumak ve ateş
(daha&helliip;)
SÜNNETİ DOĞRU ANLAMAK – 1 Sünnet Nedir? Malumdur ki gelenekçi din anlayışında “din” denince akla Kur’an ve Sünnet gelmekte… Sünnet deyince ise akla ilk olarak peygamberin giyimi, kuşamı, sarık, sakal, kullandığı araç gereçler (misvak gibi), yürüyüşü, yatışı, yemesi içmesi (yemeğe tuzla başlamak vb.) davranışları vb. gelmektedir… İnsanlar sünnet olarak dini anlamda sevap kazanmak ya da Allah’ın rızasına muvafık olmak adına
(daha&helliip;)
İnfitar’ın Ertesi İzdüşümü Sahnesi… O, en merhametlidir. Bizi en iyi gözetip koruyan O’dur. O her şeyin sahibi, tek olan Allah’tır. Beşer inanır, beşer inanmaz, ama O ne dediyse göreceksiniz ki olacaktır. Gökyüzü yarılıp parçalandığı zaman… Yıldızlar dağılıp söndüğü zaman… Denizler fışkırarak taştığı zaman… Kabirlerin içinde ne varsa dışarıya atıldığı zaman… Artık O’nun söylediklerinin ne kadar doğru ve ne kadar önemli olduğunu herkesin
(daha&helliip;)
Salat (Namaz) ile ilgili olan yazımın ilk kısmında “secde” konusuna, ikinci kısmında “rüku” konusuna, üçüncü kısmında “huşu ve namaz” konularına değinmiştim. Salat (namaz) ile ilgili yazımın dördüncü ve aynı zamanda son kısmı olan bu kısımda ise “Kuranı Kerim’deki Kelimeler İçin Yeni Anlamlar Türetmek” başlığı altında, Kuranı Kerim’deki Arapça kelimelere Türkçe karşılık olarak yeni anlamlar türetmenin yanlış bir davranış olduğunu ayetlerle
(daha&helliip;)
Salat (Namaz) ile ilgili olan yazımın ilk kısmında “secde” konusuna, ikinci kısmında ise “rüku” konusuna değinmiştim. Salat (namaz) ile ilgili yazımın üçüncü kısmı olan bu kısımda ise “huşu ve namaz” konularına değineceğim. Huşu ve Namaz Kuranı Kerim insanların okuması için insanlara indirilmiş bir kitaptır. Bu kitap kendisini okuyan bazı kişilerde bir takım etkiler meydana getirebilir. Peki bu kitap insanların okuması
(daha&helliip;)
Salat (Namaz) ile ilgili olan yazımın ilk kısmında “secde” konusuna değinmiştim. Yazımın ikinci kısmı olan bu kısımda ise “rüku” konusuna değineceğim. Rüku Arapça “rüku” kelimesi Türkçede eğilmek anlamında kullanılır ve kelime Türkçede namaz esnasında ayaktayken kişinin elleri dizlerine gelecek şekilde eğilmesini ifade eder. Dinimizde namaz emrinin ne zaman verildiği sorusunu sorarsak sorunun cevabı, inen ilk surede namaz emerinin verildiğidir. Kuran’ın
(daha&helliip;)
“Namaz” kelimesi Türkçede kıyam, rüku, secde gibi kısımları olan Allah’a kulluk etmek amacıyla yapılan bir ibadeti ifade eder. Kelimenin Türkçede başka bir anlamı yoktur. “Namaz” kelimesi Arapçadaki “salat” kelimesinin Türkçe karşılığı olarak kullanılır. Günümüzde üzülerek tanık oluyoruz ki Kuran’ı Kerimde geçen bazı Arapça kelimelerin mevcut Türkçe karşılıklarının yanlış olduğu iddia edilerek Arapça kelimelere yeni Türkçe karşılıklar verilmeye çalışılıyor. Salat (namaz)
(daha&helliip;)