Yaşamımızın rehberi olan Kuran, bizlere her alanda yol göstermektedir. Bu alanlardan biri de hukuktur. Hukuk, gerçek ve tüzel kişiler arasındaki veya birbirleriyle olan ilişkileri düzenleyen bir alandır. Kuran’da miras, hırsızlık, adam öldürme gibi pek çok konuda hükümler yer almaktadır. Ben bu ve benzeri konularda yer alan ayetleri açıklamaktan ziyade Kuran’ın adalet konusundaki hassasiyetinden bahsetmek istiyorum. Her konuda detaylı bir açıklama
(daha&helliip;)
Toplum kin içinde kana doğru kulaç atıyor… Ne kadar kendimi tutmaya çalışsam da olmuyor, olamıyor. Doğduğum, büyüdüğüm, ekmek parası kazandığım ve yaşadığım ülkemin birbirine hizip olanlar tarafından el birliği verilmişçesine nereye doğru götürülmeye çalışıldığını gördükçe susmaktan utanıyorum. Belki bir ya da birkaç kişiyi kendimce, kendi aklım erdiğince uyarabilirim diye şu yazıyı kaleme alıyorum. Artık ne derseniz deyin, çünkü bu ülkede
(daha&helliip;)
BENİ İSRAİL. Kuran’da defalarca adı geçen, adı hep zulüm,kan ve azgınlıklarla anılan bu kavim kimdir? Nedir bu kavmi bu kadar özel yapan ? İnsan, Kuran’da bu kavmin anlatıldığı bölümleri okurken sanki hep aynı insanlara hitap ediyormuş gibi bir hisse kapılıyor. Acaba hep aynı insanlar mı? Sadece bahsi geçen küçük bir grup mu ? Bu kavme eğer tarih penceresinden bakarsak
(daha&helliip;)
Hani Lokman oğluna -öğüt vererek- demişti ki; “Ey oğlum, Allah’a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.” (Lokman Suresi, 13) Daha önce de bazı yazılarımda belirttiğim gibi evrenin en değerli bilgisi Allah’ın varlığıdır. Allah –onun varlığı- kainatı aydınlatan bir nurdur. Allah’ın olmadığı düşünülen bir evren tamamen karanlığa, anlamsızlığa, abesiyete, hiçliğe, zulme, kaosa gömülür. Onun olmadığı bir evrende hayatın bir anlamı
(daha&helliip;)
Bizler yaşantımıza, Kur’an ın eğitiminden, rehberliğinden uzak, beşeri inançlarla yön verdiğimiz için, elbette karşımıza çıkan zorluklarla da, mücadele etmesini ne yazık ki beceremiyoruz. Kur’an biz insanların kullanma kılavuzudur. Eğer bizler bu kılavuzdan uzak yaşayarak anlayamıyorsak, olaylar karşısında da, doğru tepkiler vermemiz, çözümler bulmamız mümkün olmayacaktır. Bir aracı kullanırken, onun kullanma kılavuzunda yazdığı şekliyle kullanmadığımız takdir de, araç zamanından önce bozulacağı
(daha&helliip;)
İnsanlar doğaları gereği mutlu olmak ister ama sadece bu dünyada mutlu olmayı hedefleyerek her iki dünyada da mutsuz olacaklarını göremezler ne yazik ki. Hele dünyevi hedefleri için ahiretlerini unutup her yolu mübah görmeye başlarlarsa sonuç kaçınılmaz olur. 2.200 – İnsanlardan bazısı şöyle der: Ey Rabb’imiz, bize dünyada ver. Böylesi için âhirette bir nasip yoktur. 2.201 – Onlardan kimi de şöyle yakarır:
(daha&helliip;)
Bu yazımda Kur’ an da geçen, MİRAS konusunu konuşmak ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bu konu, çok farklı şekillerde anlatılır. Konuyu Kur’an dan detaylı bilmeyen toplumumuz, erkeğin kadından bir pay daha fazla alması gerektiği, Kur’an ın asıl emri olarak gösterilir. Gerçektende mirasın dağıtımında Kur’an birinci öncelikle, erkek kadından bir pay fazla almalı mıdır diyor, yoksa
(daha&helliip;)
Sizlere ders alacağımız, güzel bir öykü aktarmak istiyorum. Kıssadan hisse düşer diye, sizlerle paylaşmak istedim. ( ÖYKÜ bu ya, dünyadaki her türlü kötülüğün sorumlusu olarak gösterilen şeytan, üstüne yüklenen bu ağır suçlamadan bıkmış, Bir gün bir fırsat yaratayım da insanlar ne kadar iyiliksever olduğumu anlasınlar demiş. Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir
(daha&helliip;)