Bir Büyük Uydurma: Kadınların Yönetici Olamaması

Bir Büyük Uydurma: Kadınların Yönetici Olamaması

Kuran’da yer almamakla beraber uydurma hadislerle engellenen kadın haklarından bir diğeri de yöneticiliktir.

Buhari’de aktarılan bir hadiste “İşlerini kadına havale eden bir topluluk iflah olmaz” (Buhari, “Megazi”, 84, “Fiten”, 17; Tirmizi, “Fiten”, 75; Nesai, “Adabü’l-Kudat”, 8) denilmiştir. Bu konuda “İşleriniz kadınlara kalırsa sizin için yerin altı, üstünden daha hayırlıdır”( Tirmizi, “Fiten”, 78) hadisi de mevcuttur. Bu ve bunlar gibi hadisler doğrultusunda kadınların toplumda yönetici olamayacağını savunanlar mevcuttur.

“İşlerini kadına havale eden topluluk iflah olmaz” hadisini Peygamberimizin, İran hükümdarı Kisra ölünce kızının ülkenin başına geçmesi üzerine söylediği nakledilmektedir. Ancak bu hadisin ortaya çıkış zamanı oldukça manidardır; zira bu hadis, söylendiği iddia edilen olaydan yıllar sonra, ne hikmetse, Cemel Savaşı sonrasında hatırlanmıştır! Hadisin bu savaştan sonra hatırlanmış olmasının savaş ve savaşın neticesi ile nasıl bir ilişkisi olabilir? Bu soruya cevap verebilmek için dönemin politik atmosferini incelemek faydalı olacaktır.

Hz. Ali, 656 yılında 3. halife Hz. Osman’ın öldürülmesi ile 4. halife olarak seçilmiştir. Ancak yeni halife, kimileri tarafından, Hz. Osman’ın katillerinin bulunması için yeterli emeği harcamadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bunların başında Hz. Ayşe gelmektedir. Bilindiği gibi tartışma, savaş kararı alınmasıyla neticelenmiştir. Hz. Ayşe, bu süreçte ordusu ile Basra’ya gelmiş ve kendine taraftar toplamak amacıyla toplantılar düzenlemiş, camilerde konuşmalar yapmıştır. Kureyş kabilesinden birçok sahabenin yanında Talha (Talha Bin Ebeydullah: İlk Müslümanların altıncısıdır) ve Zübeyr (Zübyr Bin Avvam: Peygamberimizin halası Hz. Saffiye’nin oğlu, Hz Ebubekir’in damadı ve ilk Müslümanların beşincisidir) de Hz. Ayşe’nin tarafını tutmuş ve onunla beraber savaşmışlardır. O sırada bu sahabelerden hiçbiri Hz. Ayşe’ye böyle bir hadisi hatırlatarak itiraz etmemiş veya onu terk etmemiştir. Hatta bu hadisi naklettiği iddia edilen Ebu Bekre bile savaşta tarafsız kalmayı seçmiş ve Hz. Ayşe’yi bu yönde eleştirmemiştir. Zaten tarih kaynaklarında, olay sırasında, sahabelerin tartıştığı konunun komutanların cinsiyetinden ziyade tarafların haklılığı veya haksızlığı olduğu yazmaktadır (Tabari, Tarikh, Vol:5, 221). O dönemde, Hz. Ayşe’nin kadın oluşu, bu yüzden yönetici olamayacağı gibi bir konu, mevzu bahis bile olmamıştır. Savaş gibi önemli bir olayda hem de taraflardan birinin komutanının kadın olduğu bir durumda Ebu Bekre’nin bu hadisi savaştan önce hatırlatması ve diğer sahabeleri uyarıp Hz. Ayşe’nin yanında bulunmalarının Peygamberin hükmüne muhalefet etmek olacağını hatırlatması gerekmez miydi? Oysa Ebu Bekre böyle yapmamış, savaş neticelenene kadar bu hadisin varlığından bile söz etmemiştir.

Bilindiği gibi Hz. Ayşe, Hz. Ali’ye yenilmiştir. Bu savaş, İslam tarihindeki ilk iç savaş ve ilk fitne olarak tanımlanmıştır. Hz. Ali, zaferden sonra Basra’ya girmiş ve onu açıkça desteklemeyenler de onun safında oldukları izlenimini vermeye çalışmışlardır. İşte böyle bir ortamda ne hikmetse Ebu Bekre de kadınların yönetici olmamaları gerektiğini söyleyen hadisi hatırlamıştır! İslam’ın ilk fitnesini ateşlemekle suçladıkları Hz. Ayşe’ye doğrudan saldıramayanlar, bu hadise referansla Hz. Ayşe’yi suçlu ilan etmişler ve dolaylı yoldan kendisine saldırmışlardır. Kısacası bu hadisin siyasi gerekçelerle uydurulduğu çok açıktır.

Kadınların yönetici yapılmaması gerektiğini ifade eden hadisin uydurulmasının yanında kadınlara danışılması, her ne derlerse tersinin yapılması anlamına gelen hadisler bile uydurulmuştur. “Kadınlara muhalefet ediniz, kadınlara muhalefette bereket vardır” ve “Kadınlara itaat pişmanlıktır.” Bunlara göre bir kişi, ancak kadınların dediklerinin zıttını yaparak doğruyu bulabilir. Bu hadisler eğer doğru kabul edilirse, bırakın kadınlara yönetici pozisyon verilmesini, çocukların nasıl emanet edileceği bile sorgulama konusu olur! Hadis profesörü Ali Osman Ateş, bu hadisleri, senedleri ve nakleden kişilerin (ravilerin) güvenilmezliği gibi kriterler üzerinden eleştirmiştir (Ali Osman Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın, 99-101). Bu hadisler, Kuran’a aykırı oldukları gibi, Peygamberimizin eşlerine danıştığını ve onların bazı tavsiyeleri doğrultusunda hareket ettiğini anlatan hadislerle de çelişkilidir.

Kuran’da kadınların yönetici olmamalarını gerektiren bir tek hüküm, hatta en ufak bir ima bile bulunmamaktadır (Asgar Ali Engineer, The Rights of Women in Islam, 76; Amina Wadud, Quran and Woman, 89). Bilakis Kuran, Sebe Melikesi’nden övgü ile bahseder ve ne kadar basiretli bir yönetici olduğunu anlatır. Sebe Melikesi’nin basiretli tavrı, kavmini gereksiz bir savaştan korumuş ve doğruyu bulmalarını sağlamıştır. Öte yandan, Kuran’da, Firavun gibi birçok erkek yönetici eleştirilmektedir. Elbette bu, bir cinsiyet ayrımının dayanak noktası olamaz ama bu, erkek olsun kadın olsun her cinsten hem iyi hem kötü yöneticiler çıkabileceğini gösterir. Kuran’ın ifadeleri, yöneticiliğin erkeğe veya kadına verilmesini değil fakat ehline verilmesini gerektirir.

Nisa Suresi, 58: Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah duyar, görür.

Not: Bu yazı, Prof. Dr. Caner Taslaman ve Feryal Taslaman’ın yazmış oldukları “İslam ve Kadın” kitabından alınmıştır. Kitabı ücretsiz olarak okumak ve indirmek için tıklayınız: https://www.canertaslaman.com/2019/09/12/islam-ve-kadin/


About the Author
Author

Editor

Leave a reply

Name (required)

Website