Mezheplerin, cemaatlerin ve tarikat mensuplarının ağzından düşmeyen bir konu vardır. BİZLER ŞERİAT İLE YÖNETİLMEK İSTİYORUZ. Aslında söylenen doğru, bende şeriat kanunları ile yönetilmek istiyorum ama Allah ın şeriatı doğrultusun da yönetilmek istiyorum. Benim şeriat anlayışım ve inancım, Allah ın Kur’an da emrettiği şeriat tır, mezheplerin oluşturduğu beşeri şeriat değil. İsterseniz önce şeriat kelimesinin anlamına bakalım. “ARAPÇADA ŞERİAT KANUN, HÜKÜM, YASA,
(daha&helliip;)
Bizlerin günümüz İslam anlayışındaki bölünmüşlüğe ve adeta birbirine düşman olan mezhep, cemaat ve tarikatların oluşmasına neden olan inancımızın acıklı hale gelişinin nedenlerine, güzel bir örnek vermek istiyorum. İsminin başında Doç. Dr yazan ve toplumun bir bölümünün de düşüncelerine katılan Ebubekir Sifil in, İslam ı nasıl anlamalı ve yaşamalıyız konusundaki, gençlere tavsiyesini sizlere önce hatırlatmak istiyorum. “Gençlere en başta tavsiyem şu:
(daha&helliip;)
Salat/Namaz konusu İslam toplumunda, en çok konuşulan ama çok fazla fikirlerin, düşünce ve inancın ortaya atıldığı bir konudur. Bildiğiniz gibi günümüzde bizlerin namaz dediğimiz konu, aslında bu isimle Kur’an’da geçmez. SALAT diye geçer ama bu kelimenin öyle farklı anlamları da vardır ki, bu gerçek ne yazık ki İslam toplumunda hiç konuşulmaz, hatta her ayette geçen SALAT kelimesine, namaz adını verip
(daha&helliip;)
Gerçekten de bizlerin Kur’an ile zerre kadar bir bağı olmadığını, yazılarıma verilen cevaplardan anlıyor ve çok üzülüyorum. Bizlerin Kur’an’ı anladığımız dilden düşünerek okutmazlarsa, sizlere örneğini vereceğim kardeşlerimizin durumuna düşer, karşımızdaki Müslümanı kâfirlikle suçlarız ama kendimizin aslında o bataklıkta olduğumuzun, inanın emaneti teslim edene kadar farkında olamayız. Hangimiz Allah’ın huzuruna böyle gitmek ister? Eğer bizler Kur’an ile gereken bağı bizzat kurmaya
(daha&helliip;)
Bizler öyle bir İslam yaşıyoruz ki, mezheplerin ya da fıkıh inancımızın etkisiyle, inancımızın içine girmiş bazı geleneklerimizi, bu Allah ın Elçisinin sünneti diye delil gösteriyor ve inancımızın içine ilave etmekte hiçbir sakınca görmüyoruz. Allah ın Kur’an da emrettiği bazı hükümleri de, geleneklerimize uymadığında, bu ayetin hükmü kalkmıştır, deme cesaretini gösterebiliyoruz. Tüm bunlar bizlerin Kur’an dan yavaş yavaş uzaklaşmamıza neden olduğu
(daha&helliip;)
Makalemin başlığını okuduğunuzda, Allah’a hiç kimse yalan uydurup iftira etmek istemez elbette, bu mantıksız bir soru diyen arkadaşlarım çıkabilir. Aslında bu düşüncesinde, hiçte haksız sayılmaz. AMA YA FARKINDA OLMADAN, ALLAH HAKKINDA YALAN SÖYLEYİP, BÖYLECE ALLAH’A İFTİRA EDİYORSAK? İşte benimde bu soruyu sormamdaki amacım, farkında olmadan günümüz Müslümanları o kadar çok konuda, Allah hakkında yalan söyleyip, böylece Allah’a iftira ediyorlar ki,
(daha&helliip;)
Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayetler, Maide suresi 103 ve 104. Ayetler olacak. Bu iki ayet günümüzde bizlerin yaptığı, çok büyük yanlışlarımıza da dikkatimizi çekerek bizleri uyarıyor. Tabi bu uyarıyı, ayetleri Kur’an bütünlüğünde dikkatle düşünerek okuduğumuzda çok açık anlıyoruz. Önce ilk ayeti yazalım ve üzerinde birlikte düşünelim. Maide 103: ALLAH, NE “BAHÎRE”, NE “SÂİBE”, NE “VASÎLE”, NE
(daha&helliip;)
Batıl inançlarımıza delil, kanıt yaratabilmek adına, Allah ın ayetleri ile öyle bir oynuyoruz ki, adeta Allah ın ayetlerine, kendi batıl inançlarımızı söyletmeye çalışıyoruz. Bu makalemde de bu yanlışımıza bir örnek vermek ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım. Enam 38: Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer
(daha&helliip;)