İnkarcılar, ölüm ve sonrası üzerinde çok fazla kafa yormazlar. Bazısının inancına göre ölüm bir yok oluştur ve yeniden diriliş olmayacaktır. Bazısı da ölümden sonra farklı bir bedenle dünyada tekrar var olacağını düşünür. Ahiret inancına sahip olmayan bu insanlar, ölümden sonra çürümüş kemiklerinin bir araya getirilip diriltileceklerine inanmaz, alaycı bir üslupla bu gerçeği inkar ederler. İnkarcıların bu tavrı, Kuran’da Rabbimiz tarafından
(daha&helliip;)
Birinci tür bozulmanın en çarpıcı örneği, Eski Yunan düşüncesinin en temel kavramlarından biri olan “varlık” kavramının Müslümanların lisanındaki “gerçeklik” (= hakk) kavramının yerine geçmesidir. Müslümanlar kelam ve felsefe tartışmalarında ve eserlerinde, Kur’an’da merkezi bir öneme sahip olan hakk kavramı yerine “varlık” kelimesinin Arapça karşılığı olarak uydurulan ve “bulmak” fiil kökünden gelen vücud kelimesini lisanlarının merkezine yerleştirmişlerdir. [7] Halbuki Kur’an’da hakk
(daha&helliip;)
Aşağıdaki yazı Yaşar Nuri Öztürk’ün, Kur’an’ın Temel Buyrukları adlı eserinin 99-100. sayfalarından alınmıştır.. “İşte, sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ve ben de sizin Rabbinizim; o halde benden korkun. Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere ayırdılar. Her hizip yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir. Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak” (Müminun-52) “Bir toplum veya zümrede Kur’an
(daha&helliip;)
“Davranış bilimlerinin“ olmazsa olmaz prensibi “EMPATİ KURMAKTIR“Modern çağın empati tanımı “Kendini başkasının yerine koyup düşünmek ve karşımızdaki kişinin düşüncesinden yola çıkarak olaylara bakmak ve düşünceyi yönlendirmek“ İyi bir halkla ilişkiler uzmanı ‘’SÜRÜYÜ SÜRÜKLER ÇÜNKÜ SÜRÜ GÜDÜSÜ YARATAMAZSA İŞİNDEN OLUR’’ Medya aracılığıyla yapılan bu uygulamalara TOPLU HİPNOZ uygulanması diyorum ben bu olaya….. ‘’Maalesef günümüzde’’ empatinin(duygudaşlığın) tanımı ters düz edilerek halk ilişkilerin
(daha&helliip;)
Mülkün sahibinin kim olduğunu unutursak mülkü gasp etmeye kalkarız tıpkı firavunlar ve nemrutlar gibi. Mülkün sahibi mülkünü bize emanet etmiş ve adil bir sınav sistemi kurmuş. Mülkte hisse sahibi olduklarını iddia edenleri Rabbim şu ayetle ne güzel anlatmış Yoksa mülk ve yönetimden bir nasipleri mi var? Eğer öyle olsa, insanlara bir çekirdek bile vermezler. NİSA/53 Oysa bir Bir mümin kendisi
(daha&helliip;)
Şeytanla dans etmek istermisiniz!… … Baş örtüsü vardır… Baş örtüsü yoktur… Birde Baş örtüsü konusuna 90 dereceden bakalım. Bu konu hakkında çok büyük görüş ayrılıkları olmuştur. Bugün gelinen noktada insanlar birbirlerine birkaç soru sorarak Müslümanlığın hangi tarafında olduklarını anlamaya çalışırlar. En önemli soruda budur’’baş örtüsü konusuna nasıl bakıyorsunuz?’’. Cevabınıza göre sizin nerede olduğunuz anlaşılır. Evet baş örtüsü vardır, dediyseniz; siz
(daha&helliip;)
Aşağıdaki yazı; Murat Arabacı’nın “Kur’an’ın terk edilen emri bilim” adlı kitabından yararlanarak hazırlanmıştır.. (Kripto yayınları-2009/Ağustos) “İslam’ın kaynağı Kur’an’dır. Her Müslümanın O’nu okuma, bilme ve ayetleri üzerinde düşünme sorumluluğu vardır. Kur’an, herkesin O’nu okumasını, düşünmesini ve ilkelerinin uygulanmasını ister ve sorumlu tutar. Ancak gelenekselleşmiş din eğitimi, daha doğru ifadeyle eğitimsizliği ve bunun üzerine inşa edilen din anlayışımız bizleri, Kur’an’dan uzaklaştırmakta ve
(daha&helliip;)
İslam`da insana ait ölümsüz ve tanrısal parça ruh inancı yoktur. Yaratılan her şey maddidir. Hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır). Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir ve sapına kadar maddedir. Ruhçu öğretinin İslam dünyasına uydurma hadisler ve tasavvuf öğretileriyle sızması sonucunda bugün Müslümanlar uydurma ruhlar âlemine iman ettirilmektedir. Hatta Kuran`ı tercüme derken ayetlerde
(daha&helliip;)